SiirHayat.com

sana elveda mı ASLA!!!

Yazan: admin | Kategori: Aşk Şiirleri

sana elveda mı ASLA!!!

sana elveda mı ASLA!!!
Sevdim bir kere seni
Bin umutla bağlandım
Desteğini göremedim
Beni bir türlü sevemedin

Kalbimin acısını hiç hissetmedin mi?
Gözlerimin dolgunluğuna hiç bakmadın mı?
sözlerimi hiç saymadın mıı?
Doğru askım doğru!
sen bana ne zaman aşık gözüyle baktın ki!
Sorma
Söz etmem
Umutlanmam hata
ama unutma
diyemem hiçbir zaman sana elveda

ÇINAR…

Yazan: admin | Kategori: Doğa Şiirleri

ÇINAR…

ey koca çınar
yılların nasıl geçti
yapraklarında bir ömür var
gölgende anıların
kimbilir kimleri gördün
o ömründe
kimler anlattı seni
belkide adına şarkılar
ilkbaharda sonbaharda
ta ki yıllar seni
yorunca ya ve alıncaya kadar……

Yine sensizim bu gece

Yazan: admin | Kategori: Aşk Şiirleri

Yine sensizim bu gece

Yine sensizim bu gece gönlümün Sultani,
yine seniz aci cekiyorum derdimin dermani.
Ellerin isitirdi kalbimi,
nefesin costururdu icimi.
Ama nerde? Simdi yoksun!…
Bensiz oralarda üsüyormusun?
Yada mutlumusun?
Aklina ben gelince,deli gibi gülüp geciyormusun?
Sen yoksun,yalnizim!….
Ama bana ne lazimsin….
Nede cok isterdim sana simdi Askim demeyi,
göze alip,yemin ettim seni bir ömür boyu sevmeyi….
Geceleri dalga olup vuruyorum sahillere,
senin icin bu canimi veririm,hemde seve seve!
Her gece sensizim gönlümün sultani,
her gece seni bekleyecegim derdimin dermani….

Rasulullaha Hasret

Yazan: admin | Kategori: Dini Şiirler

Rasulullaha Hasret

Ya Rasulullah sana hasret degil. Hasrete hasret kaldim.
Seni özlemeyi özledim. Onun icin göz yasi dökmeyi özledim.
Bu hayat, bu serüven, bu macera, bu cizgi ne zamana kadar bu sekil gidecek.
Senin benim yanimda olmani istedim.
Hayatim boyunca Senin benim aklimda, gönlümde, dilimde, hareketlerimde, hücrelerimden cikmamani isterdim.
Hayatimin her aninda senin iznde olmani isterdim. “Isterdim” ile kaliyor.
Bizi hep gördügünü biliyorum. Ya Rasulullah gördükcede hep agladigini hissediyorum.
Bu hasret ne zamana kadar sürecegini bilmiyorum.
Basiretim acik olsada seni görebilsem sana hasret kalmiyacagimi biliyorum.
Senin hayatini kendi hayatima gecirdigim takdirde, hasret kalmiyacaginida biliyrum.
Ya Rasulullah benim yanimada ugrayacaksin. degil mi? Ümidimi yitirmedim.
Sadece biraz bana kivilcim lazim.
Belki senin hasretini istemeyi gücüm yetmiyeceginiden korkuyorum!!!
Seni görebilsem diye bazen düsünüyorumda, fakat ben daha kardesimin izdirabini göremiyorumki.
Onun ne gibi acilarinin korkuyorum.
Bunca zaman göz yaslarinin pinarlarinin dinmedigini biliyorum ve halen dinmediginide biliyorum.
Evet seni istemekten oldugunu göremiyorum.
Burasi öyle bir yerki herkes kendi kösesine cekilmis ve beni kurtar diye haykiriyor.
Senin o pinarlarin aktikca bizim bu hayatimisda Rabbimde merhamet ediyor. Az bir süre kaldigini biliyorum.
Ya Habib, senin o nur yüzünü nasil kiyiyiroum?
Sen benim icin göz yasini akitma Iraktaki, Filistindeki, Cecenistandaki yani bütün müslüman ülkelerindeki bacilarima, bebeklerime, mücahitlerime o pinarlarini akit ki, rabbim onlara sabirlarini artirsin.
Sira bana gelecek! Ya sevgili sana Hasret özledim!
Bu aski tasiyacak gücü ver! Su icimdeki firtinalari birtek senin hasretin dindirecegini, bildigim halde o hasreti istemekte zorluk cekiyorum

yasak aşkıma

Yazan: admin | Kategori: Aşk Şiirleri

yasak aşkıma

Bu gece ellerim ellerini
Dudaklarım dudaklarını arıyor
Sevgiye hasretim anlıyor musun?
Senden uzakta yanlız yaşanmıyor

Yalnız geceler çok karanlık
Korkuyorum yalnızlıktan yaşamdan
Gözlerim dalıp giderken boşluğa
Hiçbirşey beklemiyorum hayattan

Sevmemem gerekirdi seni biliyorum
Ama ne kalbime ne beynime söz geçirdim
Biliyordum beni terk edeceğini
Sensiz nasıl yaşayacağımı bilmeksizin

Gideceksen şimdi git arkana bakmadan
İmkansızı sevdim sana ulaşamam
Öylesine sevdim okadar yücelltimki seni
Asla kıyamam sana suçlayamam seni

AĞAÇ SEVGİSİ

Yazan: admin | Kategori: Doğa Şiirleri

AĞAÇ SEVGİSİ

Kucak açarsın herkese
Bu dost, şu düşman demeden
İyilik yaparsın herkese
Bir karşılık beklemeden.

Güzel yurdumun süsüsün
Bulutlara dal uzatan
Kuru, yeşil örtüsüsün
Gölge veren, dal uzatan,

Ne kadar çok çeşidin var
Elma, armut, meşe, kavak
Tatsız geçer sensiz bahar
Sensiz toprak olur kurak.

M. Necati ÖNGAY

Son Bahar

Yazan: | Kategori: Denemeler

Bazen büyük bir yalnızlık hissederim; içimde yumru olmuş kocaman bir
boşluk! Sebebi bir mi birden fazla mı bilmiyorum; ama o tüm ağırlığıyla
orada ve hayata dair her şeyi anlamsızlaştırıyor aniden…
Kendimi sorguluyorum çoğu zaman. “Ben hala ben miyim?” diye. BEN HALA
GERÇEK BEN MİYİM? Kim bilir… Bu soruyu kendim bile cevaplayamıyorum
artık!!
Nedense acı çekmeyi sever oldum son zamanlarda; oysa daha fazla
üzülmek istemediğimden eminim.
Sonunda mutlu olacağıma inandığım için mi bu acı çekiş; yoksa
mutluluğu hak ettiğine gerçekten inandığım bir insanla birlikte olma arayışı
mı? Bilmiyorum… Karşılıklı terapi gibi. Boşa geçen zamanları,
kırılmışlıkları yapılandırmak istemem!!! Çözümsel bir kuram sanki¸çözüme
ulaştırabilecek güçte olabilirsen tabi…
Sonbaharı özledim!! Hüzünlü; ama esen rüzgârda farklı bir huzur
bulduğum SONBAHARI. Yazın ateşiyle yanmış gibi kızıla çalan yaprakları ve
bana ayrılıkları anımsatan sarı kardeşlerin, yağmurdan sonra kokusuyla
büyüleyen toprağı, arada bir hafifçe ürpermene yol açan ılık rüzgârı ve
oyunlarının son demlerini yaşayan çocukların her kötülükten arınmış
neşeli kahkahalarını…
Sanki o esinti tüm mutsuzluğumu, yalnızlığımı; ama en önemlisi hayal
kırıklıklarımı alıp götürecek…
Belki de hissettiklerim soğuk kış bastırmadan yapılan hazırlık; ya da
tatlı yazın sona ermesinin verdiği dinginliktir. Zaten benim için hayat
da o geçişlerde ayakta kalabilme; Sonbahar rüzgârına kapılmadan ondan
haz alabilme ve çetin kışa hazırlanabilme başarısıdır! BENİM SON BAHARIM
yazın güneşini, neşesini, canlılığını; kışınsa soğuğunu, kasvetini,
ürpertisini verdi bana…

Başak Ergenekon

bak ana asker oldum, bak ana mehmet oldum

Ana sölerdim ya sana askere gidiyim,
koruyum şu vatanı,
üstüne yürüyüm şu düşmanın diye.
Söylerdim ya ana,oldu işte.

Bak bugün askerim ana elimde silahım,
bak bugün yastayım ana vatanım veriyor şehit,
Bak bugün mutluyum ana vatanım hür,rahat diye.
Yarimde mutlumu,yastamı ve bekler mi beni ana?

Ana anlatırlarya ben küçükken;
olum asker ocağı ana kucağı değil diye.
Ana ben burda kendimi kucağındaymışım gibi hissediyorum.Şartlar ağır ama,beni mutlu eden vatanımın rahat olması ana!Anam sen rahat ol ben burda seni koruyorum ANA!!!

Kahramanlık

Yazan: admin | Kategori: 30 Ağustos Şiirleri

Kahramanlık

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

Yırtıcılar az yaşar… Uzun sürmez doğanlık…
Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir…

Hüseyin Nihal ATSIZ

Kültür ve Medeniyet

Yazan: | Kategori: Denemeler

Alman tarihçilerinin dilinde kültür lafı, daha önce mevcut olan medeniyete çok yakın bir mana kazanır. Bununla beraber bir takım ayrılıklar önerilir. Kültür, insanoğlunun fizik dünyaya, fizik çevreye söz geçirmek için sahip olduğu kollektif araçlar bütünüdür. Başka bir deyişle ilim, teknik ve uygulamalarıdır. Medeniyet ise insanın kendini inzibat altına alması, fikirce, ahlakça, ruhça yükselmesi için lüzumlu olan kollektif araçların tümü, güzel sanatlar, felsefe, din ve hukuk gibi…

Ama bunun aksini ileri sürenler de var. Onlara göre, medeniyet toplum yaşayışının maddi ve faydacı amaçlarına hizmet eder, akılcıdır: Emeğin, üretimin, teknolojinin ilerlemesi için gerekli bir akılcılık. Peki kültür, o da toplum yaşayışının daha hasbi, daha manevi yönlerini kucaklar, saf düşüncenin, hassasiyetin, idealizmin meyvesidir.

Bu tekliflerden hangisine katılacağız? İki taraf da hem sayıca birbirine eşit hem de birikim olarak. Amerikan sosyologları ise, belki de beğendikleri Alman sosyologlarına uyarak ikinci anlayışı benimsemiş.

Fakat antropolog ve sosyologların çoğu böyle bir anlayışı lüzumsuz ve karanlık bulmuş. Onlara göre ruhla madde, gönülle akıl, kavramlarla varlıklar arasında böyle bir ikilik kurulamaz. Sosyolog ve antropologların yüzde doksanı “medeniyet” kelimesini kullanmaz, “kültür” kelimesini tercih ederler. Kimine göre bu iki kavram eş anlamlıdır. Kimine göre farklı.

Bu iki kavramı ayıran çağdaş sosyologlara göre, medeniyet kelimesi aralarında yakınlık bulunan veya ortak bir kaynaktan gelen milli kültürler bütününü belirtmek için kullanılmalıdır. Mesela Batı medeniyeti denince Fransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan kültürleri anlaşılmalıdır. Yani kültür kavramı belli bir topluma bağlıdır. “Medeniyet” ise zaman ve mekanda çok daha geniş, çok daha kucaklayıcı bütünler için kullanılmalıdır. Durkheim (Durkheym) ile Mauss, medeniyetten, belli bir sosyal organizmaya bağlı olmayan sosyal olayları anlarlar; bu olaylar milli ülkeleri aşar, belli bir toplumun tarihi ile de sınırlanamaz, milletlerüstü bir hayatları vardır.”

Medeniyet kelimesi, ilmi ve teknik gelişme, şehirleşme, sosyal organizasyonun giriftliği bakımından daha ileri bir aşamada bulunan toplumlar için kullanılır. Kelimenin eski anlamı bu idi. Zamanımızda daha çok, sanayileşme, modernleşme, gelişme gibi lafızlar tercih edilmektedir. Medeniyet kelimesinin beraberinde getirdiği değer hükümlerinden sıyrılmanın başka çaresi yoktur.

Cemil MERİÇ

 

Son Yorumlar