gülün soldu

gülün soldu

engel olamıyorum
çıkarsızca seni seviyorum
ve özlüyorum
dön bebeğim bana dön
24 saat geçmeden seni özledim
bilirim artık
ne sen bana ne de ben sana dönebiliriz
aşk çölündeyim
seraplar mı?hep sensin
off..off…
bana yar olmadın
ve malesef benim olmadın
benimsin demeden bitti
bitti ve sen gittin
ve bende bu gidişle bittim
tükenişlerdeyim,süzülüyorum
ne vücud yaşıyor ne de ruh
bir rüzgar sürüklüyor
o adı kara toprak olan şeye
sürünüyorum
yalnızım,sensizim,özlüyorum
delicesine aklımdasın
bir son şans yok bilirim
yine de seni severim
dön bana ne olur
yalvarırım olmaz,bilirim aman son defa be gülüm
son defaa

evlilik

evlilik
fedakarlıkmış
anlayışmış
hoşgörüymüş
karşılıklı sevgiymiş
saygıymış
müştereklikmiş
fedakarlığın
ikiye bölünmesiymiş

FEDA hanım, KARLIK bey…! ! ! ! ! !

Sevdim seni alamadım

Sevdim seni alamadım

Sevdim seni alamadım

Sensiz bu elde duramadım

Sensiz kalmaktan’sa

Sürgüne gidiyorum sürgüne

Özlemin yaktı kavurdu

Rüzgar beni dertlere savurdu

Güzeldi gözlerin, bakışların marur’du

Sensiz kalmaktan’sa

Sürgüne gidiyorum sürgüne

(Serdar Sayıl-1981)

isimsiz

isimsiz

– – – İSİMSİZ – – –

Biçilir üstüne beyaz bir kefen
Musallaya yatan beden sır olur.
Derse de gülleri kabrinde eren
Sanma ki güllerden mezar kır olur!
* *
Düşünüp daldın mı şöyle derine
Mum ışık veriyor burda dibine
Bir ah değmiş ise aciz tenine
Gözlerden dökülen akar kir olur!
* *
Bozulan gelenek bozulan töre
Karıştı bu düzen göz göre göre
Bildiğin kul kula olmuşsa köle
Yüreğim dediğin bakar kör olur!
* *
Duymazsan içinde mazlum ahını
O zaman git seni kendinde tanı
Görülmüş mü makamıyla yatanı
Mekanına rahmet yağar kor olur!
* *
Temennidir ancak dualarımız
Hep yarına olur umutlarımız
Mahşeri buldu mu hesaplarımız
Belki de bir ışık doğar nur olur!

M. Levent ÖZGEÇ

eminem

Bağra Bağra Yazdım Seni İçime
NASIL ACI VERDİ BİLİYORMUSUN
SENİ SEVMEK BANA
GÖZLERİM YANIYOR
SENİ HER HATIRLADIĞIMDA…

BİR YÜREK DİYORUM
SANA SUNDUĞUM
KOCA BİR YÜREK….

AMA BİR HARABE OLDU
SENDEN SONRA…

SIMSICAKTI SANA BAKAN GÖZLER
ŞİMDİ HER BAKANA
ACI VERİYOR…

SANA BENİMLE BİRLİKTE
ARMAĞAN ETTİĞİM DÜŞLERİM
UMUT DOLUYDU…

ŞİMDİ HİÇBİRİ YOK….

BEN AĞLARKEN SEVDİM SENİ………

GÜLERKEN BIRAKIYORUM……………

Gözlerinde Çağ Yanar

Sen geçersin içinden yıllar susar, çağ yanar
Gözlerinde tutuşan mavi bir çerağ yanar.

Düştüğü kuyulardan çıkar gider sefaya
İz bırakır çöllerde ardından çağlar geçer.
Kölenin çığlığıyla yankılanır kolezyum
Sessiz bir seyircinin kalbini dağlar geçer
Unutulur mezarı Zeus’un bir adada
Efsane yatağına görünmez ağlar geçer.

Boynu bükülür gülün; bahçe yanar, bağ yanar
Bu şehrin ebruvanı o koskoca dağ yanar.

Kusva düşer yollara tarihi görmek için
Hicrandan güvercinin saçlarına ak düşer
Kanat çırpar ayrılık Leyla’nın vahasına
Çölün orta yerinde mecnuna firak düşer
Başını taştan taşa vurarak giden nehir,
Bembeyaz gelinlikle denize berrak düşer

Dinamit patlar suda; avcı yanar, ağ yanar
Bir yüzüğün kaşıyla efsane otağ yanar.

Kız Tibet’in suyuyla doldurur kadehini
Avcının sadağında intikam oku kalır
Sular çekilir elbet her tufanın sonunda
Zeytin dalı o kuştan yadigâr doku kalır.
Şirin’in sevdasıyla erir gider koca dağ,
Küllerinin içinde yanık bir koku kalır

Nasıl ateştir böyle; hasta yanar, sağ yanar
Zemheri ayazında kalan Karabağ yanar.

Viralarla denize açılan düşler gibi
Yürüyünce zamana yıllar susar, çağ yanar
Bülbülün bir kanadı düşünce ark içine
Boynu bükülür gülün; bahçe ağlar, bağ yanar
Nil mi akıyor yoksa gözlerinde müjgânın?
Nasıl ateştir böyle; hasta kalkar, sağ yanar?

Bakma öyle ne olur taht yıkılır, tuğ yanar;
Gülme, öyle gülersen gözlerinde çağ yanar!

Adana / 2006

MERSİN e Yağan Benim Gözyaşım..

Yağmurun bile tat vermediğini günler yaşıyorum…
Penceremin kenarında MERSİN e usul usul yağan yağmuru izliyorum..
Bir elimde sigaram bir elimde kalp kırıklıklarım…
Beklide bu yüzden toprak kokusunu duyamıyorum
Derin derin çeksem de içime
O sevdiğim koku nerede…

Bu yüzden yağmuru anlayamıyorum bi çare köşemde
Sert bir rüzgâr esiyor uzaklardan
Pencerem açık rüzgâra inat, ama üşümüyorum…
Çok kara ayazlarda kaldım çok fırtınalara yakalandım
Beklide bundan tepkisizim olabildiğice sakin umursamaz…
Üstelik sensizim ya alışkınım bu sert soğuğa…
Sitem dolu bi yağmur yağıyor görüyor musun?

Caddeme sokağa kaldırımlara MERSİN e
Aklımda bin bir endişe bin bir soru var ölesiye cevaplamaktan korktuğum
Kimseler bilemesin diye kıyıda köşede unuttuğum
Kaçtığım saklandığım…

Bu yüzden kendimden uzaklaştım
Yasaklara bu sitemim gamım
Ağlamak mı çaresiz kaldım
Susmak mı susuz yaşadım
Nefretimi bile kenara attım yoruldum çok yorgunum….
Yağmur yağdı bi kenara bıraktığım çayım soğudu…

Ben ağladım…
Ben anladım…

Seni bu gün hiç yaşamamış saydım bir kez daha yok saydım
Ben bunca zaman hep kendimi kandırdım
Varlığın mı bir göz aldatmacasıymış
Bir var bir yoksan bu kadar olmamışsan
Yüreğimi kimler kanattı söyle
Beni senden beni benden kimler aldı öyleyse..

Olsun ama olsun
Her şeye rağmen…
Aç pencereni dışarıya bak…
Gökyüzü bana ben sana ağlıyorum…
Ama kimseye söyleme…
Saklamaya çalıştığım yağmur değil sevdiğim…
MERSİN yağan benim gözyaşım…

Görmüyor musun?….

10 kasım

10 KASIM
Atatürk’üm biliyorum ugün 10 Kasım.
Senin ölüm yıl dönümün.
Ama sen gidince seni buvatan arar oldu,
Bu genç yüreğim seninle doldu.

Sen merak etme Atam.
Senden aldığımız örneklerle olduk adam,
Atam seninle var olduk,
Senin ilkelerinle yoğrulduk.

Sıra biz gençlerde yolundayız,
Sözlerinle ilkelerinle doğru yoldayız,
Seni canaım kadar vatanım kadar,
Çok seviyorum Atam,dünyalar kadar…

yok olan biri

yok olan biri

Yok olan biri…

Senin bilmedigin, gönül yarasi olan,
Senin görmedigin, sana asik olan bir kalp var…

Senin icin aglayan, yasli gözleri olan,
Senin icin yok olan biri var…

Sen sevmesende, O seviyor.
Sen bilmesende, O sana tapiyor…

Onun ömrü acmadan solan, gül gibi soluyor.
O yanlizca seni seviyor…

Senin icin yok olan biri var, sen tanimasanda O seni taniyor,
Ona sarilmasanda, O hatiralarina sariliyor.

O ömrünü sana adamis. sana kavusmak icin yasiyor,
Senin icin yok olan biri varken, yok oluyor…

hikmet sarı erzurum karaçoban

atanın eseri

atanın eseri

Çatmış kaşlarını,
Bana bakıyor, adeta,
Kovdu yurdun düşmanını,
Vatanın dört bir yanında.

Ne padişah kaldı,
Ne kraliyet,
Hepsi kalktı bir anda,
Geldi cumhuriyet.

Kıyafet devimi,
Kadın erkek aşitliği,
Yeni alfabe,
Ulu önderin eseri.

Çatma artık kaşlarını,
Emanetin emin ellerde,
Rahat uyu Anıtkabir’de,
Aydınlığa eriştik, biz bu zaferle.