mesudum

mesudum

Masmavi bir gok yuzunde
Elimi uzatmaya korkuyorum
Senin gulusunu
Unuturum diye
Tatli bir ani birakirim senin icin…

seni unutamayan belalin….

zap suyu

zap suyu

Karanlık gecede kara sudan,
Zap suyuna giden yol,
Dolunay azaplığında vatanımın,
Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm.
Alın yazımızda vatan ve bayrak,şehitlik yazılmış,
En güzel türküyü kurşun söyler özüme,
Olaki pendürek ağıdı,cudi,kabar türkülerinde Muabbeti bulurum bir zaman,
Şahadet aslanlarının savaşında.
Ölümsüzlük,şehitlik,bayrak hilalinde can veren kan veren yiğitler,
Yar gönlümüze düşende çıktık dağların başına,
Karanlık gecede,el uzattık hilale,
Vurgun yedik seher rüzgarında,
Gurbet türkülerinde selamettik yar diyarına,
Savaş türkülerinde kendimizi bulduk,
Vatan türküsüyle toy eyledik her zaman,
Kürşat baskınlarında,şahadetime destur verilirken,
Tekbir-i ilahi ki bayrağındaki iman,
Vatan olası gönül neylerim,neylerim,sensiz acep?
Seninle gezerim ŞAVŞATI KARS’ı,
Seninle inerim bingölden VAN’a
MUŞ’tan el ederim ADIYAMAN’A.
En deli sevdaları yaşarım,pusuya geçerken
Keleş sesinde yas tutarım ölen şehitlerin ardından.
Divanesi olduğum anadoluyu gezerken,
NASİBİM BİR KURŞUN OLUPTA,
DÜŞERSEM TOPRAĞA,
EĞER,EĞER,EĞER TOPĞRAĞIM AÇMIŞSA BAĞRINI,
DAMLA,DAMLA DÜŞÜYORSA TOPRAĞA KAN,
BAYRAKLARA SARILIYORSA TABUTLAR,
ANALAR,ANALAR AĞLIYORSA…
İLGİNÇ EVLERİNİN ARDI SIRA,
GELİNLER,GELİNLER YAS TUTUYORSA
YAZIKLAR OLSUN BU DÜŞMANA!!!!!!!

Gönderen: AYDINDAN YUNUS ZAP SUYU ŞİİRİNDEN ALINMADIR

ÖLÜYORDUM…

ÖLÜYORDUM…

gökyüzü ağlıyordu
ben gidiyordum
yer ayağımdan kayıyordu
ben gidiyordum
ağaçlar yaprak döküyordu
ben gidiyordum
güneş sönüyordu
ben gidiyordum
attığım her adım sızlatsada yüreğimi
yaksa,kavursada bedenimi
yapacak bir şey yok
topladım hayallerimi
tuttum yolumu
ağlayan olsada ardımdan
duymadım feryatları
aldırmadım yağmura
güneş söndüm dedi
yürüdüm karanlıklarda
dünya durdum dedi gezdim boşlukta
toprak izin vermedi
uçtum yalnızlığımla
hiçbir şey değiştiremedi
bu durumu
ne güneş ne dünya nede toprak
gittiğim yeri kimse bilmiyordu
ben sonsuza gidiyordum
herkes sebep soruyordu
benden cevap bekliyordu
yalnız gözlerime yağmur yağıyordu
hıçkırıyordum
konuşamıyordum
bağırıyordum duyuramıyordum
ölüyordum
kimse bilmiyordu…

Son baharımda beni bırakma

Son baharımda beni bırakma

Mevsimler su gibi akıp giderken
Gençliğim bir gün gibi geçerken
Ömür dediğin kısa bir misafirken
Son baharımda beni bırakma

Saçlarıma karlar düştügünde
Dostlarım yıldız gibi kayıp gitiğinda
Ellerim ayaklarım beni terk ettiğinde
Son baharımda beni bırakma

Aynalar yüzüme küstüğünde
Can bede de tükendiğinde
Göz yaşlarım sel olup döküldüğünde
Son baharımda beni bırakma

Anılarım ilmek ilmek çözüldüğünde
Dört duvar üztüme üstüme geldiğinde
Uçan kuştan medet beklediğimde
Son baharımda beni bırakma

Can ol candaş ol bana
Tut ellerimi ilaç ol yalnızlığıma
Sar beni başım kalsın omzunda
Son baharımda beni bırakma

Nefesim nefesime değsin
Kalbim seninle doğdu seninle ölsün
Ağlayarak gelen gözlerim gülerek gitsin
Son baharımda beni bırakma

aşkın sırrı

aşkın sırrı

Ademe secde ettinse, uzak değil yakındasın
Mürşide biat ettinse, elestünün farkındasın

Nuh nebiyi düşündünse, tufan görmüş ummandasın
Ehl-i Beyte yüz sürdünse, sultan ile sultandasın

Nefis putunu kırdınsa, İbrahim’le divandasın
Benlik arından geçtinse, İsmail’le kurbandasın

Sabır yolunu seçtinse, Yusuf ile zindandasın
Eyüp sırrını bildinse, her dertliye dermandasın

Kendi Tur’una çıktınsa, Musa ile Sina’dasın
Ali’ye turab oldunsa, Fatime’yle Mina’dasın

Davut’a sapan oldunsa, Filistin’de devrandasın
Gerçeğe agâh oldunsa, İsa ile seyrandasın

Ahmediyeti çözdünse,aşk denilen fermandasın
Ebül Ervah’ı gördünse, Muhammed’le Kur’andasın

Tevhid nurunu bildinse, Lâ’da değil İlla’dasın
Sırrın o aşka halidse, Allah ile Allah’tasın

Tasavvuf Yolcusundan,

evlilik

evlilik
fedakarlıkmış
anlayışmış
hoşgörüymüş
karşılıklı sevgiymiş
saygıymış
müştereklikmiş
fedakarlığın
ikiye bölünmesiymiş

FEDA hanım, KARLIK bey…! ! ! ! ! !

hep seni düşünürüm

Aşktan yana söz duyunca
Ben hep seni düşünürüm.
Aşkın ucu değer hiçe
Yol ararım içten içe
Sağlıkta bitmez bu çile
Ben hep seni düşünürüm.
Renkler sıyırır yüceden
Yüreğim sızlar inceden
Ateş oldun düştün yüreğime
Gülüm
Güneş mi diyeyim
Düşmü diyeyim nasıl
Anlatayım gülüm seni

Atatürk Kurtuluş Savaşında !

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa’nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar.

Cahit KÜLEBİ

My Vow To You

My Vow To You

When you are sad, I will dry your tears
When you are scared, I will comfort your fears
When you need love, my heart I will share
When you are sick, for you I will care

You will feel my love when we are apart
Knowing that nothing will change my heart
When you are worried, I will give you hope
When you are confused, I will help you cope

When you are lost, and can’t see the light
My love will be a beacon, shining ever so bright
This is my vow, one that I pledge till the end
For you above all are my wife and best friend

These words I have written, speak of my love for you
From my lips these words spoken, shall always ring true
God has blessed me, and with your hand in mine
Both of our hearts, will forever intertwine

Into all lives, falls pain and sorrows,
I promise together, we will meet all tomorrows
Happy in marriage, honor and love
blessed in unity by God above

– Earl J. Dawson Jr. –

SERSERI COCUK

SERSERI COCUK

SERSERİ ÇOCUK
İyi dinle sana söyleyecek bir kaç sözüm var
Unutma ki ana yüreği gibi sıcak değildir gideceğin uzak diyarlar
Gideceğin şehir büyük ve bir o kadar acımasız
O şehir ki şerefsizlerin, namussuzların mesken tutuğu şehirdir
O şehir ki nice gençleri harcadı yedi
O şehir ki nice körpecik bedenleri kara toprağa diri diri gömdü.
Serseri çocuk gideceğin şehrin gizemine sakın kapılma
Ruhun bedeninde sıkılırsa,
Gök delenleri üzerine gelirse
Sokakları sana daralırsa tanrıdan başkasına secde yatma oralarda
Çünkü dost bildiğin insanlar yılan derisine bürünmüş kan emicilerdir.
Serseri çocuk sözlerimi iyi belle
Gideceğin şehirde nefsine yenik düşme
Süslü sosyete kadınlarına bağlanma
Oraların delikanlıları bile bir başka olur
Gündüzleri erkek geceleri kadın duygularına bürünüp seninle yatağı paylaşmak isterler
Ve sen farkına varmadan canından çok sevdiğine ihanet etmiş olursun oralarda.
Serseri çocuk sözlerime iyi kulak ver
Gideceğin şehir misyoner kulüplerin satanistlerin, tarikatçilerin, ateistlerin, masonların gençlerimizin beyinlerini örümcek gibi sarmış ve sapıklığa iten şehirdir
Oralarda iradene sahip ol.
Serseri çocuk gideceğin şehirde kaldırımlarda yatan çocukları görürsen
Boyacı çocukları, mendil satan kız çocukları görürsen
Köprü altlarında tinercilere, beyaz esiri ölmüş gençlere rastlarsan
Orospu damgası yemiş bacılarımızı görürsen
Elinde şarap şişesiyle dolaşan sarhoşlara rastlarsan
Sakın onları hor görme
Onları ayıplama
Çünkü onlarda senin gibi saf ve tertemiz duygularla geldiler bu kahrolası şehre SERSERİ ÇOCUK….!