Sorma

Sorma

Sorma niçin dıye sorma
Nedenını bılmedıgım sorular varsa
Elveda dıyeceksen sakın durma
Gıdecegın bır sonsuzluk yoksa

Yoksa bır sevda yuregınde
Sönmusu zaten alevınde
Islanmamış nemlı gozlerımde
Dönemem bu son gıdısınde

Gideceksen yolunsa durmam
Biliyorsan inan hiçbirsey sormam
Seni bir aptallıkla asla yormam
Zaten istemıyorsan yanında kalamam

Karşı lımanda bekle sevdalım
Gelmem gec olur guc olmaz
Seviyorum senı aşkım
Bu yurekte İHANET YASAYAMAZ

HATIRA DEFTERI

Zaman insanlari degistiriyor
Insan birden neye ugradigina sasiriyor
Bakmissin dostun düsmanin oluyor
Annen Baban ise yabanci oluyor.

Ama hayatin cok yüzü vardir böyle
Kacini gördük ki, hadi söyle!
Cogu seylen karsilassak bile
Cözemeyiz bu hayati genede…

Ama bil ki BEN hep yanindayim
Ne olursa olsun arkandayim
Sen iste: ölmeye bile hazirirm
Dilersende: ailemi birakip yanina varirim…

Stellar Passion

Stellar Passion

My adorable princess in the night
I searched the book of the cosmos for you
And there you were, my brightest star
A detailed flame of purest joy
That coalesced the heavens in extreme awe
The world, you have at your fingertips
And all the worlds and stars beyond
Tell me what you know of them
Do they shine from your essence
Or glow from the sight of your dramatic beauty
Do they travel the universe to be in unity with you
Do they wait for their cataclysmic, fateful end
So that the shattering pieces that remain of them
May somehow find their way to the cradle of you
How I wonder what miraculous wonders you be store
How you make me weak in the knees to gaze at you
Hanging high up there in the blissful night sky
How do you think the stars befell enviously
They all want to radiate the systems of galaxies
But you will be the one to teach them the way
As they will follow in your lead to perfection
It’s when I come out late at night, and I feel all alone
I know you are there, weightless over me
I know because my shortness of breath tells me
As my heart pounds rapid in my chest
And once again, you seduce me into a supernova
Stellar blaze of glory, astral, luminescent sphere of light
From there to here is where you take me
As you have brightened all my ways of life

– Trent Collins –

Issız Kalabalıklar

Senin için bütün zaferlerim ki en büyük zaferim, tırnakları sökülmüş bir aslanınki kadar büyük.Tattığımı sandığım ufak çaplı bir ölümdü ve kollarım kelepçelenmiş birbirine.dağılan,sararmış yaprakları geri getirmek için koşturuyorum.Sensiz şimdi gözlerim,kalbim,ellerim,hayatım…

Yarım ve ezik bir hayatın ince sızısında buluyorum kendimi.En çok sesinin şefkat tonunu özlüyorum ve üşüyorum sevgili.Çaresini arıyorum beni sensiz bırakan çaresizliğinin.Boşlukta kalınca ise en son hayal perdesi oluyor günlerimin son demlerinde yokluğundaki sızı… buharlaşıyor artık sevgim.sebepsiz bir hırçınlık yaşadığımı anlamıyor sevgiyi dillerde hissedenlerin hazin öyküsü.yara almış zamanlardan kalma bir sevginin peşindeyim artık.ucu bucağı bulunmayan engin bir hayalin ortasında yaşıyorum.sevgiyle beslediğim hayallerimin sadece bir hayal olması enkaza çeviriyor bütün güzellikleri.kış ortasındaki sıcaklığımın sebebi olmanı isterken bambaşka bir örtünün altında kalıyor masum sevgim.

Sırasını beklerdim beni bekleyen tazeliğin ve beklerken sıkıcı bir çaresizliğin tapınağında yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi.bulutların ardında hayallerinin ötesini görürdüm. kimsesiz kalan şu benliğin içindeki acınası zavallılığım hiç bu kadar perişan olmamıştı.her kahkahanın ardından gelen gözyaşları gibi senin ardından da sensizlik geliyormuş.anladım…

Özüm Öz

Haftasonu

İlk ve orta dereceli okullarınızın tatilleştiği günler bayram sevincinizdir… Yolculuklar başlar harman yerine… Yolculuk dedimse tozlu patika yollarda yolculuk… Yeşillikler içinden geçersiniz kuşların cıvıltılı sesleriyle… Amanos dağlarını aşmış olursunuz sonra… Koca bir ova çıkar karşınıza… Yol alırsınız uzun uzun … Göletlerden geçersiniz kayıklarla… İnce ince sözülürsünüz Tahtaköprü barajına… Karasu derler süzüldüğünüz yerlere… Sonra çayırlara uzanır ara verir ve azığınızda ne varsa silip süpürürsünüz… Tekrar yola koyulursunuz…

Yıldızları görür havanın karardığını hissedersiniz… Bir teyzeoğlunuz acımasızca döktürür sözlerini… Korkar… Ürperirsiniz… Sanki diken diken olmuştur teniniz… Yıldızlara bakmamayı geçirirsiniz aklınızdan… Bunun da bir çözüm olmadığını düşünür tekrar bakarsınız… Fakat hiç istemezsiniz yıldızların kaymasını… Çocuk aklınızla “yıldızların kayması bir yakınınızın ölüm haberinin alınması” demek olduğunu… teyzeoğlunuzun ürpertici sözlerinden duyarsınız… Mercimek dağlarında yatmayı unutmuş bir yıldız olmuşsunuzdur…

Adına İslahiye denen küçük bir ilçede bulursunuz kendinizi… Sabahın erken saatlerinde sizi namaza hazırlar horozun ünlemeleri… İbriğinizi alır avluya çıkarsınız sonra… Abdest alırken yüzünüzün soğuk suyla yunması hırçınlandırır ayrıca sizi… Büyük bir edayla gerekli olan her şeyi yaparsınız… Kabulünü de Rabbe bırakırsınız… Minyatür ellerinizden güneşin kızıllığı belirir sonra… Hazzın doruklarına varmışsınızdır… İnek möölemeleriyle hareketlenme baş gösterir mahallenizde… Çapaya gidecek esmer kızlar ve gelinler traktörün römorkuna binerler birer ikişer… Ellerinde çapa ve kızılın tonlarında yazmalarının bir tuhaf bağlandığı olur gözleminiz… Elinizdeki ince bir çubukla o vakit ineklerinizi nahıra götürürsünüz… Küçük bir taşı çarığınızda taşıdığınız olur… fakat uyuşukluğunuz taşı çıkartmak için uğraşı da verdirmez size… Dönüşte fırından taze çıkmış somun alır sabah kahvaltısını avluda yapmanın tadına varırsınız…

Mezbahane avlusunda kasap çırakları küçük bir tatlıcı çocuğun etrafında çoğalırlar… Ve kargaşayla fazladan tatlıları midelerine aşırırlar… Fakat farkında olmaz tatlıcı çocuk… Yine kasap çırakları ayaklarındaki kaba çizmelerle futbol maçına tutuşurlar… Sizin gözleminiz çok kırıcı ve vahşi oynandığıdır… Annenizin ise , sizi çağırdığı ünlemeleri gelir kulağınıza… Maçın sonucunu almadan gitmeniz gerekecektir… Anneniz hazırlar sizi okula göndermek için… Siz ise ayağınızdaki çarıklarla haftasonu tatilini bitirmiş olarak okula koyulursunuz… Alfabeyi yeni öğrenmişsinizdir…

A… B… C… derken okumakla geçer yıllarınız böylece…

Mehmet KELEBEK

DOLU DOLU

Güneş,sabah yeniden doğar
Hemde sevgiyle cananım.
Sevgiyle yeşerir umutlar
Bugünü taze yaşayalım.

Yarını düşünme,kalsın;
Bugünü yaşayalım önce,
Bugün dolu dolu yaşansın
Kalanı da yarın gelince.

Söz verdim…

Söz verdim…
Umuda yelken açmışken geceden kalma özlemlerimde,
unutmuşken senden kalanları
Dur demişken yüreğimdeki koca çırpınışlarına
Ne olur girme düşüncelerime yorma beni…

Söz verdim senden sonra hayata…
Söz verdim deli sevdalara atmak için sabırsızlanan yüreğime.
Kalman için ömür boyu derinlerinde gözlerimin sızlatma duru bakışlarını!
Ne olur zorlama seni bitiren zihnimi.
Bıraktığın kırıntılarını yok etmişken sevdanın
Açma kollarını sana uzak bu bedene.

Değil miydin?
Sana deli özlemlerimi sunarcasına dokunuşlarımı iten!
Bir omuz sıcaklığındaki şefkatime sığınmayıp
Kurtulamayacağın boşluklara soluksuz dalıp giden!
Sadakat denizimde büyüttüğüm sevdama sahip çıkmayıp
Bir türlü çözemediğim o kahrolası suskun haykırışlarınla beni derbeder eden!

Peki şimdi…neden?
Dur! yeter..! yoruldum artık..!
Dedim ya söz verdim…
Tek başına özgürlüğün tadını çıkarmaya
Değer vermemeye fazlasını haketmeyen insanlara
Yüreğime söz verdim artık onu kandırmayacağıma yalan aşklarla…

Yitirmeden aşka olan saygımı
Çık git düşüncemden!
Sana tuzlu bedenim çok yorgun ve durgun…
Kalmadı takati yüreğimin!

Daha kaç yangın sönecek bu yürekte emin değilim…

relativista

SEVMEK NE ZOR ŞEY

SEVMEK NE ZOR ŞEY

KALBİMDEKİ YALNIZLIK
KARANLIK,
SENSİZLİK
İÇİMDE BÜYÜYEN ATEŞ
KALBİME SAPLANAN SANCI
SENSİZLİK…

YİNE UZAKLARDA GİDEMEDİGİM YERLERDE
SEVDİĞİM, TUTSAK OLDUĞUM SEVĞİM
HASRETİN GÖNLÜMDE ÖZLEM VAR İÇİMDE
SEVĞİNLE BANA SELAM GÖNDER SEVGİLİ
KALBİME GİZLEDİĞİM GÜZEL RUHUN
KOKUN, SEVGİN EN ÖNEMLİSİ
KALBİN…
EY SEVGİLİ DUY SESİMİ SANA SESLENİYORUM
KALBİMİ SEVGİNLE AŞKINLA BESLİYORUM
YA OLMASAYDIN, SEN SEN SEN
SESİNİ DUYAMADIĞIM, DOKUNAMADIĞIM,
HAYALİNLE YAŞADIĞIM SEN.
GÖZLERİNDE BOĞULUYORUM GÖZLERİN AKLIMA GELDİKÇE
DALIP GİDİYORUM YİNE HER ZAMAN Kİ GİBİ
YİNE SENİ SENİ DÜŞÜNÜYORUM… … …

bana deli diyorlar

bana deli diyorlar

Bana deli diyorlar
Kader herseyimi alamakla yetinmedi canimi istiyor benden,
Bilmiyorki canim sende gonca gülüm,
Beni sevdini söyliyorsun ama bana acilar cekidiriyorsun,
Aklim basimda degil seniz deli gibi yollardayim,

Bana oyüzden deli diyorlar,
Oysaki icimdeki kopan firtinalari bilmiyorlar,
Beni deli eden senin yalan askindi,
Bana acimadan elveda deyip gidisin dünyami yikdi,
Olmaz olsun senin gibi zalim yar sevdanin karasini buldum sanmisdim sende,
Yasamak umrumda degil sen olmayinca yanimda,
Seniz hayat bana en büyük iztrab gülüm,
Senden baskasini sevmek haram bana beni bekler ölüm…

Asker

Asker

Gecelerine sis düşmüş asker!
Gündüzleri kan kokan asker!
Uykusuz kirpiklerin donmuş,
Siperine ateş düşmüş asker!
Sevdiğin seni ister,
Düşmanın seni ister.
Geceler pusu kurmuş,
Yalnızlığın yarenlik ister.

28 Aralık 1998 Gazimagosa/Kıbrıs

Cihan Başak