Denge

Bir gün ışımasıydı gözlerime attığın bakış. Sonradan hatırlıyorum
düşününce. Aslında düşünmek istemediklerimin içinden çıkabilseydim daha
yaşanılır olurdu belki hayat. Burada sıkışıp kalmışken günün belli anlarında
seni düşünmek başıma gelen en iyi şey olsa gerek ya da seni düşünmeye çalışmak.

Sadece düşünmek istediklerimi düşünebilseydim huzuru bulurdum belki ama o konuda da tereddütlüyüm. Seni çok görmek istiyorum bu sıralar. Her zamankinden daha da fazla. Günün ışımasıyla geliyorsun aklıma hep. Sonra unutuveriyorum istemeden de olsa. Saatlerce yazabilmek üzerine tartışırdık Sonra sen giderdin ve her giden gibi imkansızı oynardı dönüşlerin. Anlamlı anlamsız güldüğün içindi her kahkahada seni aramam. En çok sevdiğim duruşlarından biriydi belki. Anlamlı anlamsız gülüşler….. Yakınlaşmak istediğin bir yer vardı hep beni de içine alman için yalvardığım ama ben bile bulamadım orayı dedin hep. Bulman da olanaksızdı belki. Zaten nereye gittiğimiz mühim değildi benim için sadece elini tutmak istiyordum her gün ışımasında. Seni beklerken kurduğum hayallerin sayısı artıyor her geçen gün. Hayal kurmaktan sıkılmak en büyük korkum. Belki seni bulurum bir gün ümidiyle kurduğum hayaller. Gariptir ki, tükenmiş nadir anlarda hayallerime bile giremiyorsun rüyalarımdan kaçtığın gibi. Gerçekliğini sorgulamayacağım söz veriyorum sadece bir kere olsun gelirsen hayalime. Düşünmek istediklerimle istemediklerim arasında duruyor olmalısın sen, bir türlü nereye koyacağımı bilemiyorum gözlerini. Her kaçak gibi sen de yok oluveriyorsun birden. Zamanın içinde bir kuytu köşeye kaçmak gibi sensizlik, ne yaptığını anlamamak, bilememek. Yine bir gün ışımasında gelir misin acaba diyorum yanıma. Hayal kurmak istiyorum ama olmuyor tahmin edersin ki. Kuytulardan çıkışlarım yine o anlara denk geliyor, gün ışımaları….. Girişlerimi anlatmak istemiyorum aslında, onları düşünmek istemiyorum ama aklım dinlemiyor ağzımdan çıkanları. Biraz hakimiyet derdin hep. Çok iddialıydın. Şu sıralar kaybettim hakim olmak fiilini gibi geliyor ve çaresizlik korkutuyor en çok da beni. Mutsuzluğumun içinde sen yoksun artık yerini belli korkular kapladı. Onların üzerine çalışıyorum daha çok. Yenebilmek güzel bir oyun olmaktan çıktığı zaman başlıyorum korkmaya. Ama dedim ya sensizlik korkutmuyor artık beni, örttüm üzerini daha gerçek korkularla. Yalancı bakışlar arasında kaldığımdandır belki de seni bu kadar çok arıyor olmam. Belki de ben tüm bakışları hoyratça yorumlamaya başladım. Bunları cevaplayamadığım sorularım olarak Kabul et. Bir gün bir düşünce fırlatırsın belki canın çekerse. Sorun da buydu galiba senin canının çekişlerini beklemek. Yaşam bir şeyleri beklemekle geçiyor zaten diyerek kandırabilir miydim kendimi acaba bir ömür? Bunları düşünüyorum tabi zaman zaman. Seninle konuşmalarımdan kaçıp kurtulmuş bir çok hikaye var aklıma gelen ama hiç konuşamıyoruz ki seninle düşüncelerimin dışında. Gerçekle olmayanı karıştırmak istiyorum bazen bulabilmek için seni ama izin vermiyor düşüncelerimdeki kopukluklar. Nereye gittiği belli olmayan hikayeler gibiyim; karmaşanın sınırını ölçemiyorum aklımla. Biraz yardım için kaldırsam başımı seni görüyorum karşımdakinin yerine. Ama o da bir illüzyon tabi ki.

İçimdeki açlığın sınırlarını bir bilebilsem. Okyanuslarla mı ölçsem diyorum bu
sıkıntıyı yoksa yazmaktan korkan kalemimin eskitilmiş sırça ucuyla mı?Günler
geçer diyorum zaman donup kalmışken. Az sonraysa asırlar kayıp gidiyor
defterimin arasından. Bir dengesizlik hakimken bütün varoluşları yaşadığımız
yerler dahil, benim dengemi koruma çabam neden? Haykıramayışlarım, bilinçli
bilinçsiz susuşlarım neden? Gökyüzündeki yıldızları sayıp, gördüklerimi unutmam
neden? Unutmuyorum aslında unuturmuş gibi yapıyorum. Acıların ellerimizde
kollarımızda bıraktığı izler en çok da koyan. Nasıl atarız içimizden
pişmanlıkları, korkuları ama en çok da benliğimize acıyışlarımızı? Her içeri
dönüşümde seni görmemdendir yine senden bahsetmemin sebebi. İyi olmak içinse tüm çaba kendimize yetebilmenin ötesinde, başkalarını yaratıp fırlatmalarımız neden hayatlarımızın tam orta yerine? Kendinden sıkıldığı an insan coşup yeni hayaller kurarken yıldızları görebilmek gibi düşünebilmek ya da seni düşünebilmek. Tüm istediğim bu zaten. Rahatlamak için mi yazıyorum yoksa durduramadığım için mi?

Boş mu her şey yoksa karmakarışık mı? Karmakarışık olduğu için mi boş geliyor
yıldızların içleri? Sana dokunamadığım için mi kuruyorum tüm bu yalanları?
Sonunu ezberlediğim gecelere karışmayacağım artık. Karışmak istesem de
karışmayacağım. Kelimeleri seçerken dikkatli olmaktan çok sıkıldım. Ben de
çirkinlikle bezenmiş bir sözlük istiyorum kendi kelimelerimi vermek pahasına da
olsa. Ama olmuyor tabi. Olur belki bir gün. Daha mı mutlu olurum? Daha mı
mutsuz? Kendim gibi olur muyum? Onu da unutuyorum bazen. Bulur muyum kendim sandığım gerçekliği? Ya da cesur bir dengesizlik çabasında kaybeder miyim (kendimi)?

Nisan Taser

Çabuk Gel

Vakit geçirmeden çabuk gel
Ezelden ben sana bağlandım
Fırtınalı bir gecede ve sensizim
Aşkım,ne olursun yanıma gel
Sen olmayınca yaşasam ne olur
Issız bir gecede ve yine sensizim
Zaman geçmiyor sensiz,ne olursun yanıma gel

Yalnızım,yalnız sensiz olmuyor
Arkana bakma bir an önce yanıma gel
Rabbim sana şükürler olsun
İkimizi bir araya getirdin
Mecnun gibi seviyorum seni,Leyla’m olur musun benim?

Vazgeçtim, üzüm karası gözlerinden,

Vazgeçtim, üzüm karası gözlerinden,
Masallar kadar tatlı sözlerinden vazgeçtim.
Kiraz kırmızısı, çatlak dudaklarından,
Bana senin kokunu getiren rüzgarlardan,
Seni hatırlatan bütün şarkılardan vazgeçtim.
Umudumun bittiği yerlere güller dikmekten,
Her acı cigaramın sonunda “of ” çekmekten,
Hayatı, sen diye yaşamaktan vazgeçtim.
Yalan dünyanın, doğrularını dinlemekten,
Kadehlerden, gözyaşıma su katıp içmekten,
Yalancı dostları, çevremde görmekten vazgeçtim.
Bir adını silemedim kalbimden senin,
Yıldızıma, gözyaşı dökmene alışamadım.
Aşk sendin, sevginin anlamı sendin.
Sen de yalan olup gittin ya…
Sayende yalancı aşklardan vazgeçtim.
Gecenin bir yarısı, elimde kalem,
Yine seni anlatıyorum, bilmiyorum ki neden?
Şehrin, ışıklarını izliyorum hayalinle,
Nedensiz nedenlerden vazgeçtim, işte böylece,
Senin yüzünden, artık güvenmiyorum aşka,
İnanır mıyım, sevgi dolu dediğin o bakışa
Yoruldum, bu yolda yürümekten be güzelim.
Saçlarıma, yağdırdığın karlara bakıp da,
Hayatımdan senin için vazgeçtim.
Aslına bakarsan be gülüm, ben sana değil,
Düşümdeki emsalsiz güzele vuruldum.
Sonra da onun günahını senin boynuna yükledim..
Affet beni bir tanem,
Galiba ben aşk adına büyük bir günah işledim,
İşte bunun için de, ben aşkın platonik olanını sevdim…
Sonunda platonik aşklardan da senden de vazgeçtim…

Ben sende gidiyorum artık

Neden gittin sevdiğim
Neden beni bırakıp gittin
Beni bırakman için mi sevdim, ağladım gecelerce
Beni unutasın diye mi ölmek istedim senle, ben
Neden

Sen erişilemezdin benim için
Ben seni erişilmezliğini sevdim
Sen hem uzağımdaydın,
Hem dokunacak kadar yakınımda.

Sen unutamadığımdın
Unutmak istemediğimdin benim
Sen ulaşamadığım,
Ulaşmak için çırpındığımdın,

Sen vazgeçilmezimdin benim serçe kalbimde çarpan,
Ben vazgeçilen oldum sende
Sen sevilendin bende
Ben sevilmeyen oldum sende
Sen yaşayamadıklarımdın, umudumdun
Bense hiçbirşeyindim artık.

Umudum kalmadı artık biliyormusun?
Kalbim sende kaldı hissediyormusun?
Sen hep mutlu ol, yüzünde gülücük eksilmesin
Bu son armağanım sana
Ben sende gidiyorum artık….
yağmur

Keeper Of My Dreams

Keeper Of My Dreams

When you’re not here to share my days and nights
My life is so incomplete
For you are my heart, my soul
The ‘oneness’ I had known to seek

Without you I merely exist from day to day
With you I know that I will find
All that I have been searching for
My completeness, my eternal peace of mind

You are the keeper of my dreams
The man who holds my heart in his hands
The one I want to spend my life with
The one with whom I will always stand

Stand beside through thick and thin
Through all that life will throw our way
Knowing that this special love we share
Will guide us, each and every day

This journey was started long ago
Before this time and place
The journey of completeness
As two hearts and souls embrace

Forever is what I want with you
For the search is at an end
Our hearts have found each other
As lovers, as soul-mates, as friends.

– Written and owned by Denise Mangano –

Merhaba

Merhaba

Yaşamak için, aşık olunmalı…
Çünkü aşk; yaşamın besleyicisidir.
Hayata ikinci bir merhabadır…

Göremediklerini görmen,
Duyamadıklarını duyman,
Hissedemediklerini hissetmen,
Tadamadıklarını ise tatman…
Bunların hepsi, aşkın eseridir.

Oysa ki aşksız yaşamak;
Tek başına zar atmak,
Bir amaca yürümeyen adımları tüketmek,
Geçici mutluluklarla kendini tatmin etmektir…

Ne mutlu aşkı tatmış olana,
Ne mutlu ki onlara; hayatla bir kez daha tanıştılar.
Üstelik bu defa,
Alışılmışın çok dışındaki bir hayata;
Merhaba…

Salih KARADAĞ *GodNarnia*

SEVİYORUM SENİ

SEVİYORUM SENİ

Hayatta tek umudun gülmek olsun
Eğer bir gün ağlarsan oda mutluluktan olsun Ölen birkez ölür,gömülen birkez gömülür
Ama benim sana oolan aşkım ne ölür nede gömülür

Adımın önünde adın yazılı
Resmimin yanında resmin basılı
Sabrım sabıkalı, sevdam azılı
Hasretin kanıma girdi girecek

Yapayalnız bir sahil yolunda ben
Çaresizliğime yanmaz oldu, ay ve yıldızlar
Kapkaranlığa gömülmüşüm sanki,
Ne senin sitemin, nede sahile vurup kırılan o dalgalar
Nede sevenlerin sevdası kaldı, yalnızlığımı bozan
Anlatamıyorum sitemimi kimseye
Yalnızım yine, yapa yalnız bir sahil yolunda

Bu benden ayrılık hediyesi olsun…..

Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben…

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar,
Utangaç boynunun kolyesi olsun,
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun…..
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni,
Ekmek çalmadan doyurabilmek !
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe,
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun…..
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be..bu son olsun!
Bu da benim sana
Ayrılırken mazeretim olsun!

Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!
İşi-gücü olanlar çoktan gitti…..
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben…

Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun…

Kafamı duvara vurmadan,tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece durdurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana,
Ayrılırken şikayetim olsun…

Gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
Her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun
İsterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla
Bu benden son dua!!!
Bu benden ayrılık hediyesi olsun…..

aşka sevgiye dair

aşka sevgiye dair

Aşka ve Sevgiye Dair

Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…

26 Ocak 2002
Aydın

Yüksel Kasım

aşkın sırrı

aşkın sırrı

Ademe secde ettinse, uzak değil yakındasın
Mürşide biat ettinse, elestünün farkındasın

Nuh nebiyi düşündünse, tufan görmüş ummandasın
Ehl-i Beyte yüz sürdünse, sultan ile sultandasın

Nefis putunu kırdınsa, İbrahim’le divandasın
Benlik arından geçtinse, İsmail’le kurbandasın

Sabır yolunu seçtinse, Yusuf ile zindandasın
Eyüp sırrını bildinse, her dertliye dermandasın

Kendi Tur’una çıktınsa, Musa ile Sina’dasın
Ali’ye turab oldunsa, Fatime’yle Mina’dasın

Davut’a sapan oldunsa, Filistin’de devrandasın
Gerçeğe agâh oldunsa, İsa ile seyrandasın

Ahmediyeti çözdünse,aşk denilen fermandasın
Ebül Ervah’ı gördünse, Muhammed’le Kur’andasın

Tevhid nurunu bildinse, Lâ’da değil İlla’dasın
Sırrın o aşka halidse, Allah ile Allah’tasın

Tasavvuf Yolcusundan,