SiirHayat.com
Benim, hayatla ilgili bir sorunum var
Yaşamak bazen umarsız bir ağrı gibi karnımda
Bazen çıplak tenimde yanan eylül güneşi
Bilmiyorum fark eder miydi; olsaydın yanımda
Sürüklenen felaketimin var mı bir eşi…
Bir anlamı var mı yaşamanın?
Ya da kaç kez sorulmuştur bu soru…
Anlamaya çalışmak hayatı, işte ölümcül korku
Yaşamı olduğu gibi bırakacaksın
Ya da ölümlüler arasına akacaksın
Mutlu olmak istiyorsan,
Söyleyecek bir sözün olmayacak
Ya da bir fikir, kaşımayacak damarlarını acıtarak
İncinmeyeceksin bakışlarından yerkürenin
Ve yalnızlık, semtinden uzak olacak.
Benim hayatla ilgili derdim var
Çünkü hayat, ölüme yaklaştırıyor beni hergün
Gözbebeğimi yiyor bir şey; karanlıktan bile koyu
Oysa başka biri uyuyor tenimin altında
Ve nefret ediyorum kendimden geceler boyu
Eğer yazarken, en erken senin kalemin bitiyorsa
En çok sen ıslanıyorsan kırkikindilerde
En çok sen üşüyorsan temmuzun ortasında
En çok sen yanıyorsan ayazında kışın
Mutlu olamazsın, biliyorsun
Eşref Günaydın
Bugün hava güzel,
Bugün içim içime sığmıyor.
Annemden mektup aldım,
Memlekette gibiyim.
Allaha çok şükür karnım tok;
Elimi uzatsam kahve fincanı dudaklarımdadır.
Kuşlar kaçmıyor benden;
Bir güvercin kanadında okşuyorum
Göklerin maviliğini.
Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime
Ağaçların yeşilliği.
Bulutların ipek gölgesi
Çocukların yüzünde hışırdıyor.
Çember çeviriyorum çocuklarla beraber
Elime çember almadan.
Düşüncelerimi nura garkeden güneşe sor,
Bu Nisan rüzgarı da şahadet eder,
Bütün insanları kardeş biliyorum,
Cümlenin sağlığına duacıyım.
Şayet ölürsem,
Helallaşmaya vakit kalmadan,
Hatırdan çıkarmayın beni;
Dünyaya benden selam olsun,
Her nefes alıp verişiniz.
Cahit Sıtkı TARANCI
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?
Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?
Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan,
Saatin kaç olduğunu…
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günleri hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım;
Robenson’u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Cahit Sıtkı TARANCI