SiirHayat.com
BİZE DOĞRUYU ÖĞRETEN
BİZE İNSANLIĞI ÖĞRETEN
BİZE DÜRÜSTLÜĞÜ ÖĞRETEN
ALLAH RESULÜ YA MUHAMMED (S.A.V.)
İNSANLARA KURAN-I KERİMİ ÖĞRETEN
İNSANLARA HAKKI DİNİ ÖĞRETEN
İNSANLARA SEVGİYİ ÖĞRETEN
ALLAH RESULÜ YA MUHAMMSD (S.A.V.)
Hz. Musa (A.S.) (İlahi levhalar) Kıssası (Nesir yazısı)
Yeryüzünde iyilik bilmeyen bir millet vardır.
Kuran-ı Kerimde İsmi zikredilen bu millet yahudilerdir.
Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) gayretiyle
Yahudileri firavunun korkuç işkence ve zulmünden kurtarmıştı
Yahudiler oniki kabile halinde sina çölüne doğru ilerlediler
Mukaddes tur dağı civarında konakladılar
Susuz, otsuz, ağaçsız bu çölde
Allah israiloğullarına türlü nimetler ihsan etti
Nerden geldiklerini bilmedikleri
Kudret helvaları, bıldırcın etleri buluyorlardı
Sonra Hz. Musa (A.S.) asa ile bir kayaya vurdu
Oradan oniki pınar fışkırmıştı
İsrailoğulları rahat, huzur içinde yaşıyorlardı
Bir gün Allah Hz. Musa (A.S.) emretti
Yanına ilahi levhaları alarak tur dağına çıkmasını emretti
Allah Hz. Musa (A.S.) şöyle buyurdu
Dağa yanlız çıkacak kırkgün kalacaktı
Ayrıca bu levhaların üzerine
İsrailoğulları için gerekli olan emir ve yasaklar nakşedilecekti
Hz. Musa (A.S.) milletinden kırk gün ayrı kalacaktı
Yolculuk için gerekli hazırlıklarını tamamladı Hz. Musa (A.S.)
Sonra kardeşi Hz. Harun (A.S.) şu öğütleri verdi Hz. Musa (A.S.)
Ben dönünceye kadar milletime sahip çık
Doğru yolu bırakıp, sapıtıp azmasınlar dedi ve yola çıktı Hz. Musa (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) ilahi levhalarla tur dağına çıktı
Orada sesini duyduğu Allahü Tealayı görmek istedi
Yüce Allaha yalvardı
Yarabbi bana kendini göster dedi Hz. Musa (A.S.)
Cenab-ı hak cevap verdi
Ya Musa sen beni göremezsin dedi
Buna takatin yetmez
Üstünde bulunduğun dağa bir bak dedi
Allahü Teala dağa tecelli edeceğim, nasıl paramparça olacak dedi
Hz. Musa (A.S.) dağa baktı
Ansızın taşlar, topraklar müthiş bir sarsıntıyla dağılıp paramparça oldular
Hz. Musa (A.S.) dehşet içinde haykırarak yere düştü
Gördüğü manzara karşısında dayanamamış bayılmıştı Hz. Musa (A.S.)
Uzun süre öyle kaldı
Sonra yeniden duydu Allahın sözünü
Kalktı ayağa yanında getirdiği levhalar yazılmış yanıbaşında duruyordu
Bu ilahi levhalarda Yüce Rabbimizin emir ve öğütleri vardı
İsrailoğullarının nasıl namaz kılacakları
Birbirlerine nasıl davranacakları
Hastalarını nasıl tedavi edecekleri
Nasıl savaşacakları
Ayrıca bilmeleri gereken bütün bilgiler bildiriliyordu bu ilahi levhalarda
Hz. Musa (A.S.) ilahi levhaları yanına alarak tur dağından indi
Ve kavminin yanına gelince şaşırdı kaldı
İsrailoğulları yüce Allahı bırakmış altın bir buzağıya tapıyorlardı
İsrailoğullarının altın bir buzağıya tapmaları Hz. Musa (A.S.) çılgına çevirdi
Kardeşi Hz. Harun (A.S.) yakasına yapıştı
Sonra Hz. Harun (A.S.) sakalından tutarak
Ya Harun neler görüyorum
Milletimizi bu buzağıya tapmalarını niye men etmedin
Hz. Harun (A.S.) ağlayarak başladı anlatmaya
Ya Musa (A.S.) sevgili kardeşim dinle dedi Hz. Harun (A.S.)
Ben bu buzağıya tapmayın deseydim
Bir kısmı bana inancak
Bir kısmı inkar edecekti beni
O zaman iki ayrı grup olacaktı
Bu iki grup birbirini boğazlayacaktı
Döndüğünde milleti böyle görünce
Daha çok kızarsın diye korktum dedi Hz. Harun (A.S.)
Ya Harun bu buzağıyı nerden getirdiler dedi Hz. Musa (A.S.)
Samiri adında bir adam var onun marifeti dedi Hz. Harun (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) samiriyi yanına çağırdı
Sordu ya samiri bu buzağıyı nasıl yaptın
Samiri sırıtarak cevap verdi
Halkta çok sayıda altın vardı
Onları topladım ve erittim, buzağı şekli verdim
Sonra bir gün cebrail (A.S.) insan suretinde geziyor gördüm
Koşup onun yürüdüğü topraktan bir avuç aldım
Yaptığım altın buzağının üzerine o toprağı serptim
Bunun üzerine altın buzağı canlı gibi böğürmeye başladı
Halk bunu duyunca haşa Allahımız budur diye tapınmaya başladı
Ya samiriAllah san şiddetle azap edecektir
Senin yüzünden bu insanlar korkunç bir günaha düştü dedi Hz. Musa
Hz. Musa kavmini başına topladı
İlahi levhada yazılı olanları kavmine okudu
Allahın emirlerini gereğince
Onların işlerini düzenlemeye koyuldu
Daha sonra oradan kalkıp filistine doğru yola çıktılar
Hz. Musa (A.S.) kavmine savaşmayı öğretmek için bölüklere ayırdı
Filistinliler puta tapan isyankar bir kavimdi
Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) ve kavmine filistinlilerle savaşmasını emretti
Bu düşüncesini israiloğullarına bildirince şaşırıp bağırdılar
Ne demek istiyorsun ya Hz. Musa (A.S.) dediler
Bizi mükemmel olan mısırdan çıkardın, çöllere düşürdün
Şimdi filistinlilerle savaşmamızı istiyorsun
Hayır filistinlilerle savaşmayı kabul etmiyoruz dedi israiloğulları
Bu konuşma devam ederken
Yüce Allah gazaba gelmişti
Ansızın bir dev kaya yerden kopup havaya yükseldi
Nankör yahudilerin başları üzerine gelip durdu
İsrailoğulları dehşetle irkildiler, bağırdılar
O kaya düşecek olsa, hepsi yok olacaktı
Ya Hz. Musa (A.S.) diye yalvardılar bizi kurtar dediler
Rabbine dua et Hz. Musa (A.S.)
Söz veriyoruz filistinlilerle savaşacağız dediler İsrailoğulları
Bundan sonra emrinden ayrılmayacağız diye söz verdiler Hz. Musa (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) dua etti o büyük kaya başları üzerinde durdu, düşmedi
İsrailoğulları tehlike geçince sözlerinden geri döndüler
Filistinlilerle savaşmayacağız dediler
Birkaç gün sonra içlerinden biri ölü olarak bulundu
Hz. Musa (A.S.) ulu peygamber sordu kavmine
Bu adamı kim öldürdü ortaya çıksın dedi
Fakat hiç kimse yeniden kıpırdamadı
İsrailoğulları biliyorlardı ki
Allahın emri ğereği adamı suçsuz yere öldüren, idam edilecekti
İslama göre göze, göz çıkarılacak ve diş kırmaya ise diş kırılacaktı
Hz. Musa (A.S.) Allaha yalvardı
Yarabbi kimse suçu üzerine almıyor
Katilin kim olduğunu bildir bana dedi
Cenab-ı Hak şöyle vahyetti Hz. Musa (A.S.)
Bir sığır kesip, derisiyle ölüye vurun dedi Allhaü Teala
O zaman o ceset kendisini kimin öldürdüğünü size söyleyecek dedi
Hz. Musa (A.S.) durumu kavmine iletince
İşi zora koşmaya başladılar
Ya Musa o sığır nasıl bir sığırmış Allah onu bize bildirsin dediler
Allahın emrini iletti Hz. Musa (A.S.)
Bu sığır ne çok yaşlı, ne de pek körpe değil
İkisi ortası bir sığırmış ve rengi sarı renkteymiş dedi
İsrailoğulları Ya Musa bütün inekler birbirine benzer dediler
Nihayet Hz. Musa (A.S.) ve kavmi bu buldular sonunda
Hz. Musa (A.S.) o ineği kesip, derisini öldürülen insanın cesedine vurunca
Ölü dirilip kendisini kimin öldürdüğünü açıkca bildirdi
Bunun üzerine Hz. Musa (A.S.) katili yakaladı
Ve katili islama göre idam ettirdi.
Aradan epeyce zaman geçti
Yahudiler lüzumsuz yere sızlanıyorlardı
Mısırda geldik rahatımız kaçtı
Çöllerde aç, susuz kaldık diyorlardı
Hz. Musa (A.S.) israiloğullarının bu sözleri üzerine şakınlıkla bakıyordu
Yeniden kavmini topladı başına Hz. Musa (A.S.)
Allah filistililerle savaşmamızı istiyor
Artık bu emre uyun diyordu İsrailoğullarına
Korkuyla titrediler bu emre razı olmadılar
Dediler filistinliler çok güçlü biz ölmek istemiyoruz dediler israiloğulları
Hz. Musa (A.S.) kavmini yeniden ikaz etti
Hz. Musa (A.S.) ey israiloğulları dedi Allahın nimetlerini hatırlayın
Oğullarınızı boğazlıyan, sizleri köle gibi çalıştıran
Firavunun şehrinden kurtuldunuz
Allah denizi yarıp size yol açtı
Sonra Allahı inkar edip buzağıya tapıyordunuz, Allah yine sizi affetti
Allah size bıldırcın eti ve kudret helvası ikramında bulundu
Bir kayadan su ihtiyacınız için oniki adet oluk, oluk pınarlar çıkardı
Çölün hararretinden korusun diye buluttan size şemsiyeler yaptı
Artık Allaha itaat edin
Korkmadan filistinlilerle savaşın dedi Hz. Musa (A.S.)
İsrailoğulları Hz. Musa (A.S.) bu ikazını dinlemedi
Hayır savaşmayacağız dediler
Hz. Musa (A.S.) kederleniyor gözlerinden yaşlar akıyordu
Artık kesinlikle anlamıştı Hz. Musa (A.S.)
İsrailoğulları kadir, kıymet bilmez zalim bir topluluktur
Hz. Musa (A.S.) diz çöküp Allaha yalvardı
Yarabbi kardeşim Hz. Harun (A.S.) başkasına söz geçiremiyorum
Artık bizimle bu yoldan çıkmış milletimin arasını ayır
Duamı kabul et Yarabbi dedi Hz. Musa (A.S.)
Allah buyurdu o topraklar kırk yıl haram kılındı onlara
Çöllerde binbir kahır içinde yaşayacaklar
Allah sen o asi millet için üzülme dedi Hz. Musa (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) ve Hz. Harun (A.S.) oradan ayrıldılar
Sonra şiddetlibir rüzgar esmeye başladı
Çölün kumunu, toprağını birbirine karıştırdı, müthiş bir rüzgardı bu
İsrailoğullarının barındıkları çadırlar uçuyor, uzakalra savruluyordu
Şimşekler çakmaya, yıldırımlar düşmeye
Korkunç bir yağmur, yağmaya başladı
Sonra ortalık zifiri karanlığa büründü
Göz gözü görmüyordu
Nankör israiloğulları panik içinde sağa, sola koşuyorlardı
Ayrıca bağırıp, çağırıyorlardı
Bu afetler günlerce devam etti
Yahudiler çil yavrusu gibi dağıldılar çöle
Yüce Allahın verdiği nimetlere nankörlük eden bu millete
Hak ettiği cezayı vermişti, hepsi öldüler
İsrailoğulları Allahın azabını buldu
İmansız kavime bu son oldu
Hz. Musa (A.S.) ve Hızır (A.S.) Kıssası (Nesir yazısı)
İsrailoğulları Allah’ın emirlerine asi olduklarından
Sina çöllerinde aç ve sefil dolaşmaya başladılar
Hz.Musa (A.S.) kendine inanan bir gençle yoluna devam etti
Bu genç iyi yürekli, temiz bir insandı
Hz.Musa (A.S.) adım adım takip ediyordu
Hz.Musa (A.S.) yemek yapıyor, su bulmasına yardım ediyor
Ayrıca başka işlerine de yardım ediyordu
Yüce Allah Hz.Musa (A.S.) ‘ın çok alim, bir bilgili insanla buluşmasını istedi
Bunu Hz.Musa (A.S.) vahyetti
Büyük peygamber o kişiyle iki denizin birleştiği yerde buluşacaktı
Günlerce yürüdüler iyi yürekli adam ve Hz.Musa (A.S.)
Bir gün genç hizmetçi adam balık avladı
O sırada tarif edilen yere gelmişlerdi
Büyük bir kayanın üzerine oturup görüşecekleri adamı beklediler
Hiç kimse yoktu ortalıkta, yeniden yola koyuldular
Genç hizmetçi adam avladığı balığı kayanın üzerinde unutmuştu
Balık çırpınarak suya karışmıştı, kaybolup gitti
Epeyce uzaklaşmışlardı
Karınları acıkınca, genç adam balığı hatırladı
Hz.Musa (A.S.) dönerek özür diledi
Dedi efendim kayalığa vardığımızda, balığı orda bırakmıştın
Şeytan bana onu, unutturdu
Herhalde suya düşüp, kaybolmuştur
Hz.Musa (A.S.) düşündü
Şüphe yok ki Allah o iyi adamla buluşmamız için bunu yaptı dedi
Tekrar balığın unutulduğu yere dönmemizi istiyor, sonra geri döndüler
Gerçekten o alim adamı orada, kayanın üzerinde oturur buldular
Hz.Musa (A.S.) adama dönerek
Allah’ın sana öğrettiği bilgileri bana öğret dedi
Hz.Musa (A.S.) ben seninle beraber gezeyim dedi
Bu kişi Hz.Hızır (A.S.) ‘dan başkası değildi
Hz.Musa (A.S.) tebessüm ederek cevap verdi
Hz.Hızır (A.S.) benim yaptığım işlere tahammül edersen iyi olur dedi
Hz.Musa (A.S.) , Hz.Hızır (A.S.) ‘ın yapacağın işlere karışmam dedi söz verdi
Hz.Hızır (A.S.) , Hz.Musa (A.S.) o zaman peşimden gel dedi
Sonra yaptığım işler yüzünden, bana bir şey sorma dedi Hz.Hızır (A.S.)
Artık gidelim dedi, Hz.Hızır (A.S.)
Uzun bir yolculuktan sonra, deniz kenarında bir gemiye bindiler
Gemi denizin ortasına geldiğinde
Hz.Hızır (A.S.) çiviyle gemiye bir delik açmaya başladı
Hz.Musa (A.S.) korkuyla seslendi
Ne yapıyorsun gemi su alırsa, hepimiz boğuluruz
Hz.Hızır (A.S.) kızmada, her işe sabredecektin dedi
Hz.Musa (A.S.) , Hz.Hızır (A.S.) ‘dan özür diledi
Gemi limana gelince, gemiden indiler
Yollarına devam ettiler
Yolda ufak oynayan bir çocuk gördüler
Hz.Hızır (A.S.) koşarak çocuğu tuttu ve bir lahzada çocuğu öldürdü
Hz.Musa (A.S.) yine dayanamadı, bu suçsuz çocuğu öldürdün dedi
Hz.Hızır (A.S.) kızmada, sana dayanamazsın demiştim dedi
Hz.Musa (A.S.) , yine Hz.Hızır (A.S.) ‘dan özür diledi
Yeniden yürümeye devam ettiler
Yolları bir köye uğradı
Yiyecekleri tükenmiş, karınları acıkmıştı
Yanında paraları da yoktu
Hz.Musa (A.S.) ve beraberindekiler, köylülerden yiyecek istediler
Köylüler yiyecek vermedi, kapıları yüzlerine kapattılar
Hz.Musa (A.S.) ve Hz.Hızır (A.S.) çaresiz bir duvarın kenarına oturdular
Duvar nerde ise yıkılacak, durumda idi
Hz.Hızır (A.S.) çamur kardı ve duvarı güzelce tamir etti
Hz.Musa (A.S.) yine dayanamadı sordu
Hz.Hızır (A.S.) ne yapıyorsun dedi
Bize bir lokma yiyecek vermeyen, köylülerin duvarını tamir ediyorsun
Hz.Hızır (A.S.) doğruldu, Ya Musa (A.S.) dedi
Senle ayrılma zamanımız geldi
Üç kez yapmaman gereken işi yaptın
Yaptığım işlere sabır edemedin Ya Musa (A.S.) dedi
Hz.Hızır (A.S.) dinle Ya Musa (A.S.) dedi
Bu yaptığım her işe gelince
Her işte bir hikmet var dedi
Sanki Hz.Hızır (A.S.) öğretmen, Hz.Musa (A.S.) da öğrenci idi
Oturdular Hz.Hızır (A.S.) başladı anlatmaya
Bindiğimiz gemiyi çiviyle deldim
Çünkü gemi fakir üç, dört adamındı
Yollarında, uğrayacağı yerlerde zalim bir korsan vardı
Onları yakalamasın ve gemi geç gitsin diye gemiyi deldim dedi
Allahü Teala bana öyle emretti dedi
Hz.Musa (A.S.) , Hz.Hızır (A.S.) seni anlıyorum dedi
O zaman peki çocuğu niye öldürdün dedi Hz.Hızır (A.S.)
Hz.Hızır (A.S.) başladı anlatmaya
O çocuğun annesi ve babası
Allaha itaat eden dindar insanlardı
Fakat çocuk büyüyünce kafir olacak
Anne, babasına işkence edecek
Allahü Teala bana bildirdi ve öyle emretti dedi
Çocuğu da o yüzden öldürdüm dedi
Bari ahirette anne, babasına faydası olsun dedi Hz.Hızır (A.S.)
Hz.Musa (A.S.) söyleyecek söz bulamamıştı yine
O zaman dedi Hz.Hızır (A.S.) köyde yıkık duvarı niye ördün o zaman dedi
Köyde iki yetim çocuk vardı
Duvarın altında ise babalarından kalma, hazine mevcuttu
Rabbim duvarın altındaki hazinenin
Yetim çocukların eline ergenlik çağında geçmesini istedi
O duvarı o yüzden ördüm
Hazine başkasının eline geçmedi dedi Hz.Hızır (A.S.)
Allahü Teala bana bildirdi ve öyle emretti dedi Hz.Hızır (A.S.)
Bütün bu işleri o yüzden böyle yaptım dedi Hz.Hızır (A.S.)
Hz.Musa (A.S.) ellerini havaya kaldırıp Allaha şükretti
Bilmediği bir çok şeyi
Bu ulu insan Hz.Hızır (A.S.) sayesinde anlamıştı
Hz.Musa (A.S.) bu sayede neler kazandığını düşündü
Hz.Musa (A.S.) anlatılmak istenen
İnsan öfkesine hakim olmalı, sabretmesini bilmeli
Ayrıca iyilik yaparken karşılık beklememeli
Herşeyi bildiğini zanneden insanlardan, daha bilgili insanlar mutlaka vardır
Hz.Hızır (A.S.) ‘dan Hz.Musa (A.S.) bunları öğrenmişti Allah’ın izniyle
Hz.Musa (A.S.) bunları düşünürken
Başını kaldırıp baktı, yanında kimse yoktu
O iyi adam Hz.Hızır (A.S.) kaybolup gitmişti
Onun nereye gittiğini bilmiyordu Hz.Musa (A.S.)
Onun nereye gittiğini bilen sadece Allahü Teala idi
O bilir her şeyin doğrusunu
O tek ilahtır kullarını sever
Bu Hz.Hızır (A.S.) dünyayı gezer
Yaşarmış şimdi bile görenler varmış
Hz.Hızır (A.S.) iyilik denince o varmış
Gerisini sormayın, doğrusu Allah katında