SiirHayat.com

Arsiv ‘Dini Şiirler’


Hz. Muhammed’in sevgisi (s.a.v.)

25 Şubat 2008 Yazan* admin | Kategori* Dini Şiirler

BİZE DOĞRUYU ÖĞRETEN
BİZE İNSANLIĞI ÖĞRETEN
BİZE DÜRÜSTLÜĞÜ ÖĞRETEN
ALLAH RESULÜ YA MUHAMMED (S.A.V.)

İNSANLARA KURAN-I KERİMİ ÖĞRETEN
İNSANLARA HAKKI DİNİ ÖĞRETEN
İNSANLARA SEVGİYİ ÖĞRETEN
ALLAH RESULÜ YA MUHAMMSD (S.A.V.)

Hz. Musa (A.S.) (İlahi levhalar) Kıssası (Nesir yazısı)

Yeryüzünde iyilik bilmeyen bir millet vardır.

Kuran-ı Kerimde İsmi zikredilen bu millet yahudilerdir.

Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) gayretiyle

Yahudileri firavunun korkuç işkence ve zulmünden kurtarmıştı

Yahudiler oniki kabile halinde sina çölüne doğru ilerlediler

Mukaddes tur dağı civarında konakladılar

Susuz, otsuz, ağaçsız bu çölde

Allah israiloğullarına türlü nimetler ihsan etti

Nerden geldiklerini bilmedikleri

Kudret helvaları, bıldırcın etleri buluyorlardı

Sonra Hz. Musa (A.S.) asa ile bir kayaya vurdu

Oradan oniki pınar fışkırmıştı

İsrailoğulları rahat, huzur içinde yaşıyorlardı

Bir gün Allah Hz. Musa (A.S.) emretti

Yanına ilahi levhaları alarak tur dağına çıkmasını emretti

Allah Hz. Musa (A.S.) şöyle buyurdu

Dağa yanlız çıkacak kırkgün kalacaktı

Ayrıca bu levhaların üzerine

İsrailoğulları için gerekli olan emir ve yasaklar nakşedilecekti

Hz. Musa (A.S.) milletinden kırk gün ayrı kalacaktı

Yolculuk için gerekli hazırlıklarını tamamladı Hz. Musa (A.S.)

Sonra kardeşi Hz. Harun (A.S.) şu öğütleri verdi Hz. Musa (A.S.)

Ben dönünceye kadar milletime sahip çık

Doğru yolu bırakıp, sapıtıp azmasınlar dedi ve yola çıktı Hz. Musa (A.S.)

Hz. Musa (A.S.) ilahi levhalarla tur dağına çıktı

Orada sesini duyduğu Allahü Tealayı görmek istedi

Yüce Allaha yalvardı

Yarabbi bana kendini göster dedi Hz. Musa (A.S.)

Cenab-ı hak cevap verdi

Ya Musa sen beni göremezsin dedi

Buna takatin yetmez

Üstünde bulunduğun dağa bir bak dedi

Allahü Teala dağa tecelli edeceğim, nasıl paramparça olacak dedi

Hz. Musa (A.S.) dağa baktı

Ansızın taşlar, topraklar müthiş bir sarsıntıyla dağılıp paramparça oldular

Hz. Musa (A.S.) dehşet içinde haykırarak yere düştü

Gördüğü manzara karşısında dayanamamış bayılmıştı Hz. Musa (A.S.)

Uzun süre öyle kaldı

Sonra yeniden duydu Allahın sözünü

Kalktı ayağa yanında getirdiği levhalar yazılmış yanıbaşında duruyordu

Bu ilahi levhalarda Yüce Rabbimizin emir ve öğütleri vardı

İsrailoğullarının nasıl namaz kılacakları

Birbirlerine nasıl davranacakları

Hastalarını nasıl tedavi edecekleri

Nasıl savaşacakları

Ayrıca bilmeleri gereken bütün bilgiler bildiriliyordu bu ilahi levhalarda

Hz. Musa (A.S.) ilahi levhaları yanına alarak tur dağından indi

Ve kavminin yanına gelince şaşırdı kaldı

İsrailoğulları yüce Allahı bırakmış altın bir buzağıya tapıyorlardı

İsrailoğullarının altın bir buzağıya tapmaları Hz. Musa (A.S.) çılgına çevirdi

Kardeşi Hz. Harun (A.S.) yakasına yapıştı

Sonra Hz. Harun (A.S.) sakalından tutarak

Ya Harun neler görüyorum

Milletimizi bu buzağıya tapmalarını niye men etmedin

Hz. Harun (A.S.) ağlayarak başladı anlatmaya

Ya Musa (A.S.) sevgili kardeşim dinle dedi Hz. Harun (A.S.)

Ben bu buzağıya tapmayın deseydim

Bir kısmı bana inancak

Bir kısmı inkar edecekti beni

O zaman iki ayrı grup olacaktı

Bu iki grup birbirini boğazlayacaktı

Döndüğünde milleti böyle görünce

Daha çok kızarsın diye korktum dedi Hz. Harun (A.S.)

Ya Harun bu buzağıyı nerden getirdiler dedi Hz. Musa (A.S.)

Samiri adında bir adam var onun marifeti dedi Hz. Harun (A.S.)

Hz. Musa (A.S.) samiriyi yanına çağırdı

Sordu ya samiri bu buzağıyı nasıl yaptın

Samiri sırıtarak cevap verdi

Halkta çok sayıda altın vardı

Onları topladım ve erittim, buzağı şekli verdim

Sonra bir gün cebrail (A.S.) insan suretinde geziyor gördüm

Koşup onun yürüdüğü topraktan bir avuç aldım

Yaptığım altın buzağının üzerine o toprağı serptim

Bunun üzerine altın buzağı canlı gibi böğürmeye başladı

Halk bunu duyunca haşa Allahımız budur diye tapınmaya başladı

Ya samiriAllah san şiddetle azap edecektir

Senin yüzünden bu insanlar korkunç bir günaha düştü dedi Hz. Musa

Hz. Musa kavmini başına topladı

İlahi levhada yazılı olanları kavmine okudu

Allahın emirlerini gereğince

Onların işlerini düzenlemeye koyuldu

Daha sonra oradan kalkıp filistine doğru yola çıktılar

Hz. Musa (A.S.) kavmine savaşmayı öğretmek için bölüklere ayırdı

Filistinliler puta tapan isyankar bir kavimdi

Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) ve kavmine filistinlilerle savaşmasını emretti

Bu düşüncesini israiloğullarına bildirince şaşırıp bağırdılar

Ne demek istiyorsun ya Hz. Musa (A.S.) dediler

Bizi mükemmel olan mısırdan çıkardın, çöllere düşürdün

Şimdi filistinlilerle savaşmamızı istiyorsun

Hayır filistinlilerle savaşmayı kabul etmiyoruz dedi israiloğulları

Bu konuşma devam ederken

Yüce Allah gazaba gelmişti

Ansızın bir dev kaya yerden kopup havaya yükseldi

Nankör yahudilerin başları üzerine gelip durdu

İsrailoğulları dehşetle irkildiler, bağırdılar

O kaya düşecek olsa, hepsi yok olacaktı

Ya Hz. Musa (A.S.) diye yalvardılar bizi kurtar dediler

Rabbine dua et Hz. Musa (A.S.)

Söz veriyoruz filistinlilerle savaşacağız dediler İsrailoğulları

Bundan sonra emrinden ayrılmayacağız diye söz verdiler Hz. Musa (A.S.)

Hz. Musa (A.S.) dua etti o büyük kaya başları üzerinde durdu, düşmedi

İsrailoğulları tehlike geçince sözlerinden geri döndüler

Filistinlilerle savaşmayacağız dediler

Birkaç gün sonra içlerinden biri ölü olarak bulundu

Hz. Musa (A.S.) ulu peygamber sordu kavmine

Bu adamı kim öldürdü ortaya çıksın dedi

Fakat hiç kimse yeniden kıpırdamadı

İsrailoğulları biliyorlardı ki

Allahın emri ğereği adamı suçsuz yere öldüren, idam edilecekti

İslama göre göze, göz çıkarılacak ve diş kırmaya ise diş kırılacaktı

Hz. Musa (A.S.) Allaha yalvardı

Yarabbi kimse suçu üzerine almıyor

Katilin kim olduğunu bildir bana dedi

Cenab-ı Hak şöyle vahyetti Hz. Musa (A.S.)

Bir sığır kesip, derisiyle ölüye vurun dedi Allhaü Teala

O zaman o ceset kendisini kimin öldürdüğünü size söyleyecek dedi

Hz. Musa (A.S.) durumu kavmine iletince

İşi zora koşmaya başladılar

Ya Musa o sığır nasıl bir sığırmış Allah onu bize bildirsin dediler

Allahın emrini iletti Hz. Musa (A.S.)

Bu sığır ne çok yaşlı, ne de pek körpe değil

İkisi ortası bir sığırmış ve rengi sarı renkteymiş dedi

İsrailoğulları Ya Musa bütün inekler birbirine benzer dediler

Nihayet Hz. Musa (A.S.) ve kavmi bu buldular sonunda

Hz. Musa (A.S.) o ineği kesip, derisini öldürülen insanın cesedine vurunca

Ölü dirilip kendisini kimin öldürdüğünü açıkca bildirdi

Bunun üzerine Hz. Musa (A.S.) katili yakaladı

Ve katili islama göre idam ettirdi.

Aradan epeyce zaman geçti

Yahudiler lüzumsuz yere sızlanıyorlardı

Mısırda geldik rahatımız kaçtı

Çöllerde aç, susuz kaldık diyorlardı

Hz. Musa (A.S.) israiloğullarının bu sözleri üzerine şakınlıkla bakıyordu

Yeniden kavmini topladı başına Hz. Musa (A.S.)

Allah filistililerle savaşmamızı istiyor

Artık bu emre uyun diyordu İsrailoğullarına

Korkuyla titrediler bu emre razı olmadılar

Dediler filistinliler çok güçlü biz ölmek istemiyoruz dediler israiloğulları

Hz. Musa (A.S.) kavmini yeniden ikaz etti

Hz. Musa (A.S.) ey israiloğulları dedi Allahın nimetlerini hatırlayın

Oğullarınızı boğazlıyan, sizleri köle gibi çalıştıran

Firavunun şehrinden kurtuldunuz

Allah denizi yarıp size yol açtı

Sonra Allahı inkar edip buzağıya tapıyordunuz, Allah yine sizi affetti

Allah size bıldırcın eti ve kudret helvası ikramında bulundu

Bir kayadan su ihtiyacınız için oniki adet oluk, oluk pınarlar çıkardı

Çölün hararretinden korusun diye buluttan size şemsiyeler yaptı

Artık Allaha itaat edin

Korkmadan filistinlilerle savaşın dedi Hz. Musa (A.S.)

İsrailoğulları Hz. Musa (A.S.) bu ikazını dinlemedi

Hayır savaşmayacağız dediler

Hz. Musa (A.S.) kederleniyor gözlerinden yaşlar akıyordu

Artık kesinlikle anlamıştı Hz. Musa (A.S.)

İsrailoğulları kadir, kıymet bilmez zalim bir topluluktur

Hz. Musa (A.S.) diz çöküp Allaha yalvardı

Yarabbi kardeşim Hz. Harun (A.S.) başkasına söz geçiremiyorum

Artık bizimle bu yoldan çıkmış milletimin arasını ayır

Duamı kabul et Yarabbi dedi Hz. Musa (A.S.)

Allah buyurdu o topraklar kırk yıl haram kılındı onlara

Çöllerde binbir kahır içinde yaşayacaklar

Allah sen o asi millet için üzülme dedi Hz. Musa (A.S.)

Hz. Musa (A.S.) ve Hz. Harun (A.S.) oradan ayrıldılar

Sonra şiddetlibir rüzgar esmeye başladı

Çölün kumunu, toprağını birbirine karıştırdı, müthiş bir rüzgardı bu

İsrailoğullarının barındıkları çadırlar uçuyor, uzakalra savruluyordu

Şimşekler çakmaya, yıldırımlar düşmeye

Korkunç bir yağmur, yağmaya başladı

Sonra ortalık zifiri karanlığa büründü

Göz gözü görmüyordu

Nankör israiloğulları panik içinde sağa, sola koşuyorlardı

Ayrıca bağırıp, çağırıyorlardı

Bu afetler günlerce devam etti

Yahudiler çil yavrusu gibi dağıldılar çöle

Yüce Allahın verdiği nimetlere nankörlük eden bu millete

Hak ettiği cezayı vermişti, hepsi öldüler

İsrailoğulları Allahın azabını buldu

İmansız kavime bu son oldu

Hz. Musa (A.S.) ve Hızır (A.S.) Kıssası (Nesir yazısı)

İsrailoğulları Allah’ın emirlerine asi olduklarından

Sina çöllerinde aç ve sefil dolaşmaya başladılar

Hz.Musa (A.S.) kendine inanan bir gençle yoluna devam etti

Bu genç iyi yürekli, temiz bir insandı

Hz.Musa (A.S.) adım adım takip ediyordu

Hz.Musa (A.S.) yemek yapıyor, su bulmasına yardım ediyor

Ayrıca başka işlerine de yardım ediyordu

Yüce Allah Hz.Musa (A.S.) ‘ın çok alim, bir bilgili insanla buluşmasını istedi

Bunu Hz.Musa (A.S.) vahyetti

Büyük peygamber o kişiyle iki denizin birleştiği yerde buluşacaktı

Günlerce yürüdüler iyi yürekli adam ve Hz.Musa (A.S.)

Bir gün genç hizmetçi adam balık avladı

O sırada tarif edilen yere gelmişlerdi

Büyük bir kayanın üzerine oturup görüşecekleri adamı beklediler

Hiç kimse yoktu ortalıkta, yeniden yola koyuldular

Genç hizmetçi adam avladığı balığı kayanın üzerinde unutmuştu

Balık çırpınarak suya karışmıştı, kaybolup gitti

Epeyce uzaklaşmışlardı

Karınları acıkınca, genç adam balığı hatırladı

Hz.Musa (A.S.) dönerek özür diledi

Dedi efendim kayalığa vardığımızda, balığı orda bırakmıştın

Şeytan bana onu, unutturdu

Herhalde suya düşüp, kaybolmuştur

Hz.Musa (A.S.) düşündü

Şüphe yok ki Allah o iyi adamla buluşmamız için bunu yaptı dedi

Tekrar balığın unutulduğu yere dönmemizi istiyor, sonra geri döndüler

Gerçekten o alim adamı orada, kayanın üzerinde oturur buldular

Hz.Musa (A.S.) adama dönerek

Allah’ın sana öğrettiği bilgileri bana öğret dedi

Hz.Musa (A.S.) ben seninle beraber gezeyim dedi

Bu kişi Hz.Hızır (A.S.) ‘dan başkası değildi

Hz.Musa (A.S.) tebessüm ederek cevap verdi

Hz.Hızır (A.S.) benim yaptığım işlere tahammül edersen iyi olur dedi

Hz.Musa (A.S.) , Hz.Hızır (A.S.) ‘ın yapacağın işlere karışmam dedi söz verdi

Hz.Hızır (A.S.) , Hz.Musa (A.S.) o zaman peşimden gel dedi

Sonra yaptığım işler yüzünden, bana bir şey sorma dedi Hz.Hızır (A.S.)

Artık gidelim dedi, Hz.Hızır (A.S.)

Uzun bir yolculuktan sonra, deniz kenarında bir gemiye bindiler

Gemi denizin ortasına geldiğinde

Hz.Hızır (A.S.) çiviyle gemiye bir delik açmaya başladı

Hz.Musa (A.S.) korkuyla seslendi

Ne yapıyorsun gemi su alırsa, hepimiz boğuluruz

Hz.Hızır (A.S.) kızmada, her işe sabredecektin dedi

Hz.Musa (A.S.) , Hz.Hızır (A.S.) ‘dan özür diledi

Gemi limana gelince, gemiden indiler

Yollarına devam ettiler

Yolda ufak oynayan bir çocuk gördüler

Hz.Hızır (A.S.) koşarak çocuğu tuttu ve bir lahzada çocuğu öldürdü

Hz.Musa (A.S.) yine dayanamadı, bu suçsuz çocuğu öldürdün dedi

Hz.Hızır (A.S.) kızmada, sana dayanamazsın demiştim dedi

Hz.Musa (A.S.) , yine Hz.Hızır (A.S.) ‘dan özür diledi

Yeniden yürümeye devam ettiler

Yolları bir köye uğradı

Yiyecekleri tükenmiş, karınları acıkmıştı

Yanında paraları da yoktu

Hz.Musa (A.S.) ve beraberindekiler, köylülerden yiyecek istediler

Köylüler yiyecek vermedi, kapıları yüzlerine kapattılar

Hz.Musa (A.S.) ve Hz.Hızır (A.S.) çaresiz bir duvarın kenarına oturdular

Duvar nerde ise yıkılacak, durumda idi

Hz.Hızır (A.S.) çamur kardı ve duvarı güzelce tamir etti

Hz.Musa (A.S.) yine dayanamadı sordu

Hz.Hızır (A.S.) ne yapıyorsun dedi

Bize bir lokma yiyecek vermeyen, köylülerin duvarını tamir ediyorsun

Hz.Hızır (A.S.) doğruldu, Ya Musa (A.S.) dedi

Senle ayrılma zamanımız geldi

Üç kez yapmaman gereken işi yaptın

Yaptığım işlere sabır edemedin Ya Musa (A.S.) dedi

Hz.Hızır (A.S.) dinle Ya Musa (A.S.) dedi

Bu yaptığım her işe gelince

Her işte bir hikmet var dedi

Sanki Hz.Hızır (A.S.) öğretmen, Hz.Musa (A.S.) da öğrenci idi

Oturdular Hz.Hızır (A.S.) başladı anlatmaya

Bindiğimiz gemiyi çiviyle deldim

Çünkü gemi fakir üç, dört adamındı

Yollarında, uğrayacağı yerlerde zalim bir korsan vardı

Onları yakalamasın ve gemi geç gitsin diye gemiyi deldim dedi

Allahü Teala bana öyle emretti dedi

Hz.Musa (A.S.) , Hz.Hızır (A.S.) seni anlıyorum dedi

O zaman peki çocuğu niye öldürdün dedi Hz.Hızır (A.S.)

Hz.Hızır (A.S.) başladı anlatmaya

O çocuğun annesi ve babası

Allaha itaat eden dindar insanlardı

Fakat çocuk büyüyünce kafir olacak

Anne, babasına işkence edecek

Allahü Teala bana bildirdi ve öyle emretti dedi

Çocuğu da o yüzden öldürdüm dedi

Bari ahirette anne, babasına faydası olsun dedi Hz.Hızır (A.S.)

Hz.Musa (A.S.) söyleyecek söz bulamamıştı yine

O zaman dedi Hz.Hızır (A.S.) köyde yıkık duvarı niye ördün o zaman dedi

Köyde iki yetim çocuk vardı

Duvarın altında ise babalarından kalma, hazine mevcuttu

Rabbim duvarın altındaki hazinenin

Yetim çocukların eline ergenlik çağında geçmesini istedi

O duvarı o yüzden ördüm

Hazine başkasının eline geçmedi dedi Hz.Hızır (A.S.)

Allahü Teala bana bildirdi ve öyle emretti dedi Hz.Hızır (A.S.)

Bütün bu işleri o yüzden böyle yaptım dedi Hz.Hızır (A.S.)

Hz.Musa (A.S.) ellerini havaya kaldırıp Allaha şükretti

Bilmediği bir çok şeyi

Bu ulu insan Hz.Hızır (A.S.) sayesinde anlamıştı

Hz.Musa (A.S.) bu sayede neler kazandığını düşündü

Hz.Musa (A.S.) anlatılmak istenen

İnsan öfkesine hakim olmalı, sabretmesini bilmeli

Ayrıca iyilik yaparken karşılık beklememeli

Herşeyi bildiğini zanneden insanlardan, daha bilgili insanlar mutlaka vardır

Hz.Hızır (A.S.) ‘dan Hz.Musa (A.S.) bunları öğrenmişti Allah’ın izniyle

Hz.Musa (A.S.) bunları düşünürken

Başını kaldırıp baktı, yanında kimse yoktu

O iyi adam Hz.Hızır (A.S.) kaybolup gitmişti

Onun nereye gittiğini bilmiyordu Hz.Musa (A.S.)

Onun nereye gittiğini bilen sadece Allahü Teala idi

O bilir her şeyin doğrusunu

O tek ilahtır kullarını sever

Bu Hz.Hızır (A.S.) dünyayı gezer

Yaşarmış şimdi bile görenler varmış

Hz.Hızır (A.S.) iyilik denince o varmış

Gerisini sormayın, doğrusu Allah katında