SiirHayat.com

Arsiv ‘Dini Şiirler’


Düş Sebepsiz Olsaydı

25 Şubat 2008 Yazan* admin | Kategori* Dini Şiirler

Düş Sebepsiz Olsaydı

Şu tezekli tarlanın, altı taştan yapılmış,
Çevirirdi toprağa, taş sebepsiz olsaydı.
Fikir yüzmüş nehirde, akıl sele kapılmış,
Zikri hakim kılardı, baş sebepsiz olsaydı.

Göze kudret bağışlar, varlık onu görürdü,
Kimbilir haşyetinden, buz dağları erirdi,
Eksilmeyen mülkünden, rızkı hazır verirdi,
Sofra ihsan ederdi, iş sebepsiz olsaydı.

Coşamazdı ırmaklar, haz olurdu çağlamak,
Çözülürdü düğümler, gerekmezdi bağlamak,
Hele insan hasleti, hıçkırarak ağlamak,
Gönül daim gülerdi, yaş sebepsiz olsaydı.

Gül gülşende değil de, her bahçede açardı,
Güneş doğup batmayıp, nur-u daim saçardı,
Zamanın hasretinden, kaplumbağa uçardı,
Ayrı kanat vermezdi, kuş sebepsiz olsaydı!

Terazi hile çekmez, hüküm hakka ağardı,
Zalime mühlet olmaz, zülmü zaman boğardı,
Mevcudatın üstüne, her an rahmet yağardı,
Üşümezdi Kainat, kış sebepsiz olsaydı!

Herşey ihsan edilir, insan hazır alırdı,
Levh-i Mahfuz okunur, kafdağını bilirdi,
Doğmadan doğurmadan, kadın huri gelirdi,
Bebek sırdan olurdu, eş sebepsiz olsaydı!

Ne hasret ne gam çeker, ne saçını yolardı,
Umudun tadı olmaz, ne hayale dalardı,
Ayan görüp alemi, kabı bilgi dolardı,
Fani beka bulurdu, boş sebepsiz olsaydı!

Dile izin olmazdı, dönemezdi riyada,
Kimse mana aramaz, bulamazdı güyada,
Acep nasıl hikmettir, gözsüz görmek rüyada,
Aşikar gösterirdi, düş sebepsiz olsaydı!

Mansur İlhan Yakar

Hollanda Eindhoven Yıl 2006
www.edebisanatlar.com G.Y.Müd.

gönül

25 Şubat 2008 Yazan* admin | Kategori* Dini Şiirler

gönül

Aşkı arzulayıp erişmek lazım,
Ağla gönül ağla hu diye diye…
Hakk’ı destekleyip savaşmak lazım,
Ağla gönül ağla hu diye diye…

Şu sendeki kibri atıver hele,
Gaflete, zillete çatıver hele,
Dünyayı ukbaya katıver hele,
Ağla gönül ağla hu diye diye..

Görüneni görmek hüner değildir,
Kahkahayla gülmek huzur değildir,
Zikretmeyen kalp özgür değildir,
Ağla gönül ağla hu diye diye…

Nefsini ateşte yak ta uslansın,
Seherlere kadar amansız yansın,
Ruhun bu kazanda güzel arınsın,
Ağla gönül ağla hu diye diye…

Hayat seni hiçe itmeden evvel,
Güz gelip te sana çatmadan evvel,
Can teninden uçup gitmeden evvel,
Ağla gönül ağla hu diye diye…

Hz Hud (A.S.) Ad kavmi ve irem şehri (azap) Kıssası (Nesir yazısı)

Nuh tufanından sonra insanlar çoğaldılar

Dünya önceki halini aldı

Yeryüzünün çeşitli yerlerine dağıldı kabileler

Gittikleri yerlere

Yeni binalar

Yeni bağ ve bahçeler kurdular

Ad isimli bir kabilede

Yemen’in güneyine yerleşti

Etrafı güzel, toprağı bereketli bir vadi, suları bol, yağışı bol bir yöre idi

Ad kavmi çalıştı, çabaladı

Etrafı yemyeşil bir hale getirdiler

Sanki yeryüzünün en güzel kentiydi

Binalar büyük sütunlar halinde yükselmişti

Son derece güzel evler, muhteşem villalar yükselmişti bu şehirde

Ad kavmi bu güzel şehre irem adını verdi

Bu irem şehrinde yaşayan insanlar

Uzun boylu, güçlü, kuvvetli kimselerdi

Büyük surlar, sağlam kaleler yaptılar,

Silah ve cephane yapmak için atölye kurdular

Güç ve kuvvet onları gururlandırıyordu

Bu insanları kibir almış yürümüştü

Zenginlik de başlarını döndürmüştü

Diğer insanları küçük görüyorlardı

Memleketlerinin kenarından geçenleri istemiyorlardı

Yanlış işaret koyup insanları şaşırtıyorlar

Sonra yollarını şaşıranlara, kahkahayla gülüyorlardı

Hatta onları dövüp, eziyet ediyorlardı

Bu insanlara eziyet etmekten, zevk alıyorlardı

Akla gelmedik haksızlık ve vahşilik yapıyorlardı

Bu Ad kavmi kimseye, acımıyordu

Hatta Ad kavmi

Taşları, kayaları yontup put yapıyorlardı

Bu putlara tapınıp, Allah’a inanmıyorlar isyan ediyorlardı

Nuh kavminin bu yüzden yok olduğunu da düşünmüyorlardı

Allahü Teala bunun üzerine

Hud (A.S.) peygamber olarak yolladı bu insanlara

Hz. Hud (A.S.) ad kavmine

Allah’ın emirlerini bildiriyor

Putlara tapmayın Allah’a inanın

Kibiri bırakın, kötülüklerden vazgeçin

Ey milletim ben sizin peygamberinizim diyordu

Ve başlıyordu sözüne Allah’ın peygamberi

Allah inanan kullarına cennetini vadediyor diyordu

Ad kavmi Hz Hud (A.S.) kızıyorlardı

Bizi bu yüzden mi topladın başına diyorlardı

Biz babalarımızın taptığı putlardan vazgeçmeyiz diyorlardı

Hz Hud(A.S.) günlerce Allah’ın emirlerini anlattı bu kavime

Allah’ı inkar edenlerden olmayın

Putlara tapmayın Allah’ın azabı gelir size dedi

Bizim şehrimiz büyük kalelerle dolu

Bereketli bir şehir hiç bir şey olmaz

Biz kuvvetli bir milletiz dediler

Kibirlendiler, gururlandılar

Hz. Hud (A.S.) yapmayın ad kavmi dedi

Hz. Hud (A.S.) dinlemediler

Hz. Hud (A.S.) Allah’a dua etti

Yarabbi ad kavmine azabını gönder dedi

Ağladı Allah Hz. Hud (A.S.) duasını kabul etti

Ad kavminin kurduğu irem şehrinde kuraklık oldu

Günlerce yağmur yağmadı

Ekinler kurudu,evcil hayvanlar öldü

Kuyudaki tüm sular kurudu

İrem de yaşayan Ad kavmi şaşırmıştı

Sadece içme suları vardı

Kuruyan ekinlere, bağ ve bahçelerine ümitsizce bakıyorlardı

Hz. Hud (A.S.) son kez uyarıyordu

Allah’a inanın, ona ibadet edin diyordu

Onlar inanmayız diyorlardı

Yine putlara tapıyorlardı

Bu kavim iyice azmıştı Hz. Hud (A.S.) yanlarından kovuyorlardı

Allah Ad kavmine ve irem şehrine azabını göndermek istedi

Bir gün gökte siyah bir bulut belirdi

Ad kavmi kendilerine gelen bu buluta sevindiler

Sevinç içinde ayağa fırladılar

Yağmur bulutu geldi dediler

Putlara taptık, duamız kabul oldu dediler

İrem halkı çılgınca seviniyordu bu buluta

Birden görülmemiş rüzgar ortalığı kavuruyordu

Bütün ağaçları kökünden söküyor,bütün surlar, sütunlar devriliyordu

Bu rüzgar insanları da mahvediyordu

İrem şehrinde taş üstünde taş kalmamıştı

Ad kavmi ve irem şehri yok olmuştu

Bu korkunç fırtına

7 gece, sekiz gündüz sürdü

İnsan ve hayvanların hepsi ölmüştü

Sağ kalan bir Allah’ın peygamber’i Hz. Hud (A.S.) vardı

Allaha inanmayan bir kavim tarih olmuştu

Kuran-ı Kerim de kıssa yerini bulmuştu

İnanmayan bu kavim döndü içi boş hurma kütüğüne

İnanmadı Allah’ın Hz. Hud (A.S.) peygamber’ine

Serdar bu kısayı yazdı size

İnanmayanlar sizde okuyun gelin dize

İslam en büyük bir din

İçinde kalmasın kin

(Dilek.Aksoy.com sitesinde yer alıyor.