SiirHayat.com

Arsiv ‘Denemeler’


Yüzleşme

30 Mart 2008 Yazan* derya | Kategori* Denemeler

Yoldan geçerken gözünüze ilişen aynalar vardır, görüntünüzün bir
görünüp bir kaybolduğu ve ya asansöre bindiğinizde üstünüzü başınızı
düzeltmek için baktıklarınız… Evden çıkmadan kendinize bir göz attığınız veya
lavaboda yüzünüzü iyice yakkınlaştırdığınız… Ama bu sefer aynanın
arkası değil anlatmak istediğim içerik; aynanın önü, bir bakıma esas yönü.
Ve aynanın karşısına geçtiğinizde yüz yüze geldiğiniz kişi. Yani sizin
yüzleşmeniz… Sürekli kaçındığınız, kimi zamansa yok saydığınız
duygularınızın; pişmanlıklarınızın, bastırdığınız özlemlerinizin itirafınız bir
nevi…
Dünyanın size bir gün bir kral gibi davranmasını istediğinizde,
sadece bir aynanın karşına gidip, kendinize bakın. Ve O yüzün size ne
dediğini görün.
Ne babanız ne anneniz ne de eşiniz, o anda üzerinizde etkisi olacak
olan;
söyledikleriyle hayatınızı etkileyen Aynada size bakmakta olan kişidir
yalnızca…
Sizin için “Harika bir dost ya da arkadaş” diyebilirler. Fakat aynadaki
yüzün gözlerinin içine tam olarak bakamıyorsanız veya işe yaramazın
biri olduğunuzu birilerinin canını çok yaktığınızı söylüyorsa -hem de
yerli yersiz- o zaman eksik olan görüntüdeki bulanıklık değil; gerçekten
bunu tereddütsüz söylemenizi engelleyen geçmişiniz, yaptıklarınız veya
yapmadıklarınız, yani tam anlamıyla sizsiniz…

Hayatta en önemli şey kendiniz adına yaptığınız mücadeleyi kazanmaktır.
Bu mücadele ne olursa olsun yenilmemektir zorluklara, önüne çıkan tüm
olumsuzluklara rağmen pes etmemektir. Ve iç benliğinizi herhangi bir
etki altında kalmadan ortaya çıkartmaktır. Zira sağa sola değil kendinizi
kendinize ispat etmek için yaptığınız mücadeledir ruhunuzu aydınlatacak
olan. Sadece siz olmalısınız hareketlerinizin, yaşantınızın mimarı.
Sadece sizin inşa ettiğiniz temeller üzerinde bayrağınız dalgalanmalı. Ve
yaşantınızın dümeni tamamen sizin elinizde olmalı. Ne arkadaşlarınızın,
ne akrabalarınızın ve ne işvereninizin…
Hoş tutmanız gereken kişi kendinizsiniz, boş verin gerisini; çünkü
yolun sonuna kadar kendinizle gideceksiniz. Siz siz olarak kalacaksınız ve
vicdanınız sizden kopup gitmeyecek yaşantınızın herhangi bir döneminde…
Eğer aynadaki yüz dostunuzsa, geçtiniz demektir en zor sınavınızı.
Şartlar ne olursa olsun kaldırabilirsiniz tüm dünyayı ve de geçerken
yanlarından herkes sizi tebrik edebilir…
Fakat yolun sonundaki hediyeniz, kırık bir kalp ve gözyaşları olacaktır
eğer aynadaki yüzü aldattıysanız. Eğer kırdıysanız birilerinin kalbini,
kandırdıysanız… O zaman er geç bir gün baktığınız yüz size gururdan çok
utanç verecektir. Ve siz sadece kendinizle kalacağınız noktada durup
yine sadece size bakacaksınız tüm çıplaklığınızla… Kandırmaya çalışmak
için çaba harcadığınız kişinin sadece siz olmanız ise hafifletemeyecek
hiçbir şeyi…

Başak Ergenekon

Yorgun Değiliz Biz Türküler Varken

30 Mart 2008 Yazan* derya | Kategori* Denemeler

Çocukluğumuzu bıraktığımız yörelerden sevgiyi şekillendirdiğimiz yerlere
duygular taşıyarak…Yürek yaralarını sardığımız diyarlarda coşarak…Geldiğimiz
gurbet köşelerinde türküler yazdık türküler söyledik…
Gelincik tarlalarını gurbete taşıdık türkülerimizle.
Hasretle büyüttük çocuklarımızı… türkülerden köprüler kurarak… Yüreklerimize
nakşedilen aşklarımızla yaşadığımız yerlerden taşarak…… Sokakları,
durakları, denizleri türküleştirdik. İş yerlerinde mırıldandık sevgileri,
gurbet yaptık türküleri… Türkü yaptık köprüleri…

Getirin şırıltısını akarsularımın… Annemin narin sesleriyle süslenen geçmişimi
getirin…Çocukluğumu getirin şiirlerinizle…Güvercinlerimi kondurun
pencerelerime, kız arkadaşlarım Aynur’un güzelliğini, Sabiha’nın saflığını
şarkılarla getirin; komşularım Derya’ nın sevdasını ve Ayhan’ın kurnazlığını
türkülerle getirin… Mısralarla taşıyın onların temiz duygularını…Türküler
dokuyarak yollarında geçmişin…

Yıldızsız gökyüzlerinde bıraktığım güzel anları, uykusuzluklarıma yamanan
zamanları, yudum yudum içtiğim türkülerimi bana getirin…

Hasret ağlarında ne olursunuz yalnız bırakmayın beni…Dönemeçlerde yarım
kalmasın rüyalar…
Türkü deyip geçmeyin…
Treni uzaklara götürür… Rüzgârı estirir… Kuşları kondurur…Gurbette insanı
muma döndürür…
Uçurur, ıssız yollardan geçirir…
Aşık eder sevdalandırır… Ayvaya çiçek açtırır. Elleri kınalı, yüzü duvaklı
gelin için destan yazdırır…
Yalın ayah, başı kabah gurbet olur dostsuz sabah… Öç alır aşkına engel
olandan…
Hop hop ister, toyluk ister oğlandan… Soldurur gül iken… Sevdirir deliye
döndürür… Yusuf olur zindanlarda… Zülüf olur ak gerdanda…
Türkü be bu kardeşim… Dilden dile dolaşan…Ta gurbete ulaşan… Yorgun
değiliz biz türküler varken… Güneş içimizden doğarken…

Bu yazı 24.12.2002 tarihinde Avrupa saatiyle 23.35′de yönetmenliğini Feray ULAK’
ın yaptığı
Türkiye’nin Sesi Radyosu “Bir Selam da Kendine Ver” programında Spiker Dilek
Beyhan GÜNALP tarafından okunmuştur.

Üzeyir Lokman Çaycı

Yol

30 Mart 2008 Yazan* derya | Kategori* Denemeler

Güneş gözlerini kör etmişti. Ondan başkasını görmüyordun, görmek de istemiyordun. Sorduğun sorulara da yanlış yanıt veriliyordu. Ama sen bunu anlamıyordun bile.
Koşuyordun, sadece koşuyordun. Bildiğin bir yol vardı ve bildiğin bir ışık. Onun için bütün bu yanmalar ve yanılmalar.
Belki de karanlık ve bedbaht kış gecelerinden yağmurlu ve güneşli bahar günlerine eriyordun. Düşen damlaların şeffaflığına ve açan güneşin aydınlığına dalıyordun.
Düşümsü günler bir biri ardına sıralanırken nasıl başka, sıradan olayların farkına varırsın. Sağır olmuş duyamıyordun, kör olmuş göremiyordun. Bütün duyu organların transa geçmişti. Anlayabiliyor musun? Durum böyleyken nasıl bilecektin, nasıl umarsız olduğunun farkına varacaktın.

Şimdi ise her görüntü tastamam yerli yerinde. ve katı gerçek, acımasız, boş vermiş ve umursamaz gerçek karşında.
Dil çıkarıp seninle alay ediyor. Umudu hiç sorma. Yüzüne bile bakmıyor.

Ömer Ilgaz