Güneş gözlerini kör etmişti. Ondan başkasını görmüyordun, görmek de istemiyordun. Sorduğun sorulara da yanlış yanıt veriliyordu. Ama sen bunu anlamıyordun bile.
Koşuyordun, sadece koşuyordun. Bildiğin bir yol vardı ve bildiğin bir ışık. Onun için bütün bu yanmalar ve yanılmalar.
Belki de karanlık ve bedbaht kış gecelerinden yağmurlu ve güneşli bahar günlerine eriyordun. Düşen damlaların şeffaflığına ve açan güneşin aydınlığına dalıyordun.
Düşümsü günler bir biri ardına sıralanırken nasıl başka, sıradan olayların farkına varırsın. Sağır olmuş duyamıyordun, kör olmuş göremiyordun. Bütün duyu organların transa geçmişti. Anlayabiliyor musun? Durum böyleyken nasıl bilecektin, nasıl umarsız olduğunun farkına varacaktın.

Şimdi ise her görüntü tastamam yerli yerinde. ve katı gerçek, acımasız, boş vermiş ve umursamaz gerçek karşında.
Dil çıkarıp seninle alay ediyor. Umudu hiç sorma. Yüzüne bile bakmıyor.

Ömer Ilgaz