Bazen büyük bir yalnızlık hissederim; içimde yumru olmuş kocaman bir
boşluk! Sebebi bir mi birden fazla mı bilmiyorum; ama o tüm ağırlığıyla
orada ve hayata dair her şeyi anlamsızlaştırıyor aniden…
Kendimi sorguluyorum çoğu zaman. “Ben hala ben miyim?” diye. BEN HALA
GERÇEK BEN MİYİM? Kim bilir… Bu soruyu kendim bile cevaplayamıyorum
artık!!
Nedense acı çekmeyi sever oldum son zamanlarda; oysa daha fazla
üzülmek istemediğimden eminim.
Sonunda mutlu olacağıma inandığım için mi bu acı çekiş; yoksa
mutluluğu hak ettiğine gerçekten inandığım bir insanla birlikte olma arayışı
mı? Bilmiyorum… Karşılıklı terapi gibi. Boşa geçen zamanları,
kırılmışlıkları yapılandırmak istemem!!! Çözümsel bir kuram sanki¸çözüme
ulaştırabilecek güçte olabilirsen tabi…
Sonbaharı özledim!! Hüzünlü; ama esen rüzgârda farklı bir huzur
bulduğum SONBAHARI. Yazın ateşiyle yanmış gibi kızıla çalan yaprakları ve
bana ayrılıkları anımsatan sarı kardeşlerin, yağmurdan sonra kokusuyla
büyüleyen toprağı, arada bir hafifçe ürpermene yol açan ılık rüzgârı ve
oyunlarının son demlerini yaşayan çocukların her kötülükten arınmış
neşeli kahkahalarını…
Sanki o esinti tüm mutsuzluğumu, yalnızlığımı; ama en önemlisi hayal
kırıklıklarımı alıp götürecek…
Belki de hissettiklerim soğuk kış bastırmadan yapılan hazırlık; ya da
tatlı yazın sona ermesinin verdiği dinginliktir. Zaten benim için hayat
da o geçişlerde ayakta kalabilme; Sonbahar rüzgârına kapılmadan ondan
haz alabilme ve çetin kışa hazırlanabilme başarısıdır! BENİM SON BAHARIM
yazın güneşini, neşesini, canlılığını; kışınsa soğuğunu, kasvetini,
ürpertisini verdi bana…

Başak Ergenekon