Yıllar sonra”… Öyle bir söz öbeği ki bu, içinde, milyar gizem,
trilyon sır gizler…Öyle bir anlam taşır ki, bazen aynaya isyan ettirip,
tüylerinizi ürpertirken ,bir damla gözyaşıyla besler yüreğinizi….
Neler öğrenir insan ,yıllar sonra ? Ben neler öğrendim, 18 yıl sonunda?
Duvarda asılı diplomalar, insanıinsan yapmaya yetmez ; öğrendim ki öğrenebilmek
için yaşamak, yaşamak için sevmek lazım… Sevmek, şartlar ne olursa olsun…
İçte kurtlu bir elma taşıyanı da sevebilir insan, köpük köpük coşan ve coşturanı
da…. İkisini de sevmek , acıyı da mutluluğu da tatmak lazım… Farzedin ki
siyah yumurtaya çarptınız, kırıldı tüm umutlarınız zırhınız kum gibi ufalandı…
O sabah nasıl doğmuşsa güneş , o sırada yakacaktır bir sonraki günde de yanmak
isteyeni… Kurtlu bir yüreğe tutulmuşsunuz, siyah yumurta başınıza kırılmış,
koyu bir meltem tüm tohumlarınızı taşımış, başka bir umut diyarına… Ne
farkeder ki? Yine gökyüzü mavi, siz gri görseniz de… Nice beyinler vardır
mavilikte, sizinki engellense de…Önemli olan kedi güzüyle yürümektir
gecede… Emin adımlarla, alevlere meydan okuyarak geçebilmelidir insan,
elindeki gazyağlı lamba ile….
Endişe rüzgarı sarar derler, bir çöl fırtınası misali otuz beşe dayayınca
merdiveni…Hani şimşek sanılır ya patlayan her flaş… Bir korku sarar yüreği,
adını söylemeye varmaz dilleri, susar ve bekler… Sessizlikte … Nereye kadar
? Elbet bir gün kapımız çalınacak … Elimizden gelen bir şey yok , hayat devam
ediyor! Kim istemez sonsuzlukta yankılansın haykırışı? Kim istemez platonik
olmasın hiçbir aşkı? Kim isteyebilir rüyalarının yok olmasını aniden uyunınca,
ya da sabahın bir türlü uğramamasını kabuslara? Elden ne gelir,neler götürürken
zaman yaşamdan… Elden ne gelir…
Yıllar sonra öğrendim ki insan çürük bir kalbi olanca gücüyle
sevebiliyor, ölümü bile bile… Öğrendim ki kelebeklerin ömrü çok kısa ama
uçabiliyorlar maviliğe… Ve öğrendim ki… Siyah yumurta başıma kırılmış, elim
kolum bağlı, zincirlerimi elinde sıkı sıkı tutan dünya yine dönmekte, yine
dönmekte…

Ayşegül Şentuğ