Gazeteci taraflımı olmalı tarafsız mı? Yoksa tarafsızım deyip de aslında taraflılardan mı?
Bunun yanıtı elbette meçhul aydınlanmamış fakat aydınım diyerek
geçinenlere. Bir aydının fikirleri arkasındaki cesaretli duruşu onun ne derece
aydınlanmış olduğunu gösterir halk bazında. Çünkü bu bir kişiliktir bir
duruştur hayâsızca akan yolsuzluk deryasında. İnsanlar ben tarafsızım
deyip de kaçmayı daha kolay buldukları için görüşlerinin biricik kaldığı
o kalabalık ortamlarda; tarafsızlık isminde bir olguyu kabul
edebilirler her durumda. Aslına bakacak olursak böyle bir kaçış yolu yoktur
hiçbir mekânda. İnsanı insan yapan diğer varlıklardan ayıran en büyük
özelliği düşünebilmekse; muhakkak bir fikri, seçtiği ya da ilerlediği bir
çizgi vardır o çok şeritli yolda. Kimisi sağdan gider kimisi soldan ama
bir ideolojisi vardır her durumda. İşte gazetecinin de bir yanlılığı
mevcuttur bazıları kabullenmek istemese de. Tabi ki bu durumun ortaya
çıkmasında birçok neden yatmakta. Örneğin: Gazetecinin
yazıp çizdiği görüşlerinin; yüksek yerlerdeki insanlara dokunması ya
da idrak yolları tıkalı yolsuzluk peşinde koşan varlıkların önüne aynı
idrak yollarını tıkayan o taş kadar engel koymasından, engellenme ve
hatta hayat kaygısına düştüğü için gazeteci aslında sahip olup da sahip
değilmiş gibi davranmak zorunda bırakıldığından; kendini bu yöntemle
korumakta. Kimisi buna suskunluk sarmalı demekte kimisi de sessizlik
kuramı. Ben buna korkunun ayak sesleri adını verdim sözüm onlara. Eğer icra
ettiği mesleğin getirdiklerinin farkında değil ise Uğur fikir yolunda
daha nice Uğurlar vurulur.
Bu ülkenin mum ışığıyla aydınlanmış aydınlara ihtiyacı yok ki bu zor
zamanda bu ülkenin aydınlatılmaya ihtiyacı var aydınlık aydınlarımızın
tüm parlaklığıyla.

Cüneyt Bulut