‘Messenger’ kelimesinin kısaltılmışı msn. Haberci, ulak anlamlarını taşıyor bu kelime, İngilizce. ‘mesincır’ diye telaffuz ediyoruz. Son zamanlarda kısa haliyle okumak moda oldu; yalnız iki ayrı söylenişi söz konusu. Kimileri ‘emesen’ diye söylerken bazıları ‘mesene’ diyor. İkinci söylem Türkçe kısaltmalar için kullanılıyor.
Ancak kelime Türkçe olmadığından kısaltmasının da orijinaline uygun olması gerekir diye düşünüyorum. ‘Messenger’ ı Türkçeye çevirmeyi başardığımız ve kullanımını yaygınlaştırdığımız an, kısaltılmışını Türkçemize göre kullanma hakkını elde etmiş oluruz ve göğsümüzü gere gere kullanırız. SMS, ‘esemes’ diye okunurken buna ‘semese’ diyenler çıktı; lakin tutmadı. Yavaş yavaş kısa mesaj servisi diye yorumlayıp ‘KMS’ şeklinde kısaltanların kabul görmeye başladığını memnuniyetle görmekteyiz.

Burada Messenger yerine yeni bir isim teklif edecek değilim. Maalesef bunu yapacak olanlar gecikmiştir. Bundan böyle öne sürecekleri her isim güdük kalacaktır diye düşünüyorum.

İnsanların kolayca ve etraflıca haberleşmesini, yazışmaların yapılabildiği gerekli aygıtların eklenmesiyle konuşma ve konuştuğun kişiyi görme imkanı sağlayan bu muhteşem buluş yaygınlaşıyor. Bilgisayarı ve internet bağlantısı olan her fert, bundan istifade ediyor.

Kullanıcılarından biri olarak muzdarip olduğum bir husus var. Türkçemizi katlediyoruz yazışmalar esnasında. Konuşma ve yazı dilimizden apayrı ucube bir harfler topluluğu ortaya çıkıyor ve üzüntüyle belirtmeliyim ki bu garip harf yığınlarıyla yazışanlar birbirlerini anlayabiliyor(!).

Kimileri kullanılan bu garip yazışma stiline dil deme gafletini gösteriyor. Hatta ‘internet Türkçesi, msn Türkçesi’ diyenlere de rastlamak mümkün. Hayır, bunlar Türkçe değil. Olsa olsa argodur, jargondur. Birkaç farklı anlamı olan argonun meslek erbabını ilgilendiren özel dil sınıf değil. Diğer anlamıyla örtüşeceğini zannediyorum: Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim.

Adına chat(çet) yapmak dedikleri, laklak saatlerinde yazılanlar çok garip. Bu garabeti göz önüne sermezden önce chat(çet) sözcüğüne değinelim. Chat, sohbet etmek, muhabbet etmek demek. Ne güzel bir anlamı var. Konuşmaları muhabbetten uzak, çetten çütten ibaret, özellikle gençlerimiz için bünyesinde bulundurduğu bir anlam da laklak etmek. Bu haliyle ismiyle müsemma oluyor.

Zamanların bir paraya satıldığı bu konuşmalarda rastladığım örneklere değinelim istiyorum:
*-s.a — selamün aleyküm demekmiş. Pekala yanlış anlaşılabilir: ben de a.s. diyen çıkar.
*-a.s. — aleyküm selam
*-hg —- hoş geldin
*-hb —-hoş bulduk
*-slm — selam, biz selama kızıyorduk, bunu bile gereksiz görüyorlar artık:slm
*-nbr —-naber ne demekse. Cevaben,
*-ii diyorlar. —-iyi demekmiş.
Peki ayrılırken neler söyleniyor:
*-aeo —Allah’a emanet ol.
*-kib —kendine iyi bak

Zaman zaman, yazıştıklarım arasında bu tür kullanım hatasına düşenlere rastlıyorum. Uyarıyorum ve gerekçelerini soruyorum. Hızlı haberleşmek, kelimelerden tasarruf diyorlar. Ne hazin bir cevap! İnsan, kelimelerle konuşur, anlaşır. Kullandıkları şeyler kelime olmadığı halde, bunların konuşuyor ve hatta anlaşabiliyor olmaları ucube bir dil ortaya koyuyor.

Türkçemize biz Türkler sahip çıkacağız. Türkçemiz bizimle yaşayacak, biz onunla varlığımızı ilelebet idame ettireceğiz.

İsmail Dönmez