Otuz yıl önce geride bıraktığımız sadece gençliğimiz değildi… Hatıralarımızı,
özlemlerimizi şekillendiren birçok şeyi de oralarda bırakmıştık…
Boynu bükük insanların gurbette nasıl hasret ağına düştüğünü, bilmeyen yok
gibiydi… Saklanan, okuna okuna iyice kırışmış mektuplarda memleket şekillenirken, hasrete hasret katan acılar, hastalıklar ve ölümler gözyaşlarına adeta kaynaklık yapıyordu…

Diktiğimiz çam ağaçları oralarda büyürken, biz buralarda yeraltlarında
parçalanan insanlarımızın anıları üzerine şiirler yazıyor ve ağıtlar
yakıyorduk…”Bugün yine güneş oralarda çam ağaçlarımızın üzerine doğdu “ diye, teselliler arıyorduk…

Buralarda neler sığmadı ki memleketin içine ? Hayallerden taşan, rüyaları
süsleyen, konuşmalarımıza renk katan anılar diyarı memleketim…
Kınalı ellerinde bocutlarıyla mahalle çeşmesinden su dolduran; cıvıl cıvıl
elbiseleriyle, şalvarlarıyla narin genç kızlarımız, güğümleriyle analarımızın
çeşmebaşı sohbetleri hiç unutulabilir miydi? Asla…
Adeta duyguların kuruduğu batı ülkelerinde bir şehrin, bir mahallesinde görmek
mümkün değildi bu manzaraları…

Akşam üzeri iş sonrası babalarını karşılayan çocuklar…komşusunun sevincine ve
acısına ortak olan insanlarımız… Birbirlerine “gûnaydın” demeyi külfet sayan insanlar arasında yaşarken memleketimin öten horozlarını dahi özlemenin bir meziyet olduğunu düşünmemek mümkün değildi…
Gözyaşlarımla başbaşa kaldığım zamanlarda, dışarıdan gelen bana yabancı
kahkahaların akislendiği yerlerde bacalardan bazan memleketim tüter, sabahları
güneş yerine memleketim doğardı… İşte akşamın olmasını istemeyişimin tek sebebi de bu idi..

Bu sebeple kendimi geceyarılarında dahi sabaha yakın hissederdim.
Şu an Ankara’nın göbeğinde bir hastanenin odasında yatan anama nasıl
ulaşamıyorsam beni Paris’te tutan acılardan da bu denli uzaklaşamıyorum.
Memleketim tablomdaki renkler üzerinde şekillenirken, şiirlerimin kaynağı,
duygularımın da sembolüydü…
İşte yaşadığımız yerlerde bizlere teselli veren, herşeye rağmen yaşama sevincine
ulaştıran bunlardı…
Benim güzel insanlarımın yaşadığı, güzel memleketim seni çok özledim.

PARİS – 15.11.2001

TRT ‘nin açtığı yarışma için tarafımca hazırlanan bu yazı ; 21.12.2001
tarihinde Sevgili Haldun KARABUDAK’ ın yöneticiliğini yaptığı “Memleket Saati”
proğramında okunmuş ve TRT tarafından ödüle layık görülmüştür.

Üzeyir Lokman Çaycı