Yüreğimin yangını intizara sürüklüyor, günlerimin sızısı
ıssızlığa itiyor, düşlerimin batan kayığı hiçliğe gömülüyor, kafam seni
resmederek sessizliğe atıyor. Kalbim seni heceleyerek sensizliğin hüznünde
yakarışım adımlarına yayıldı, gözlerinin kuru penceresine yazdığım satırlarım
kaldırımlara atıldı. Gözlerim yaşla yırtılarak, gönlüm yasla kırılarak
seni anı paketine sararım. Duygularım acı aşla beslenerek, düşüncelerim
aşk çıkmazının sokağına seslenerek seni ararım. Hayallerimin aynasından
kopmayan, rüyalarımın penceresinden çıkmayan sen… Sensizlik feneri
elimde, sensizlik teri dilimde… Sayfalar la karalanarak, günlerin ölü
donukluğuyla paralanarak seninle kapanırım. Gölgen tanların kanlı
kızıllığında ellerimde tutuldu, gözlerin zihin tutkalında anların kara
perdesine yapıştı. Film şeritleri kafa raflarına itildi, ara sıra raflardan
anıları çıkarak izliyorum. Bazen ise benden tarafa dönerek gülümsemeni
ısırıyorum… Sözlerin sözlerimi kovalayarak, gözlerin gözlerimi
kapatarak sevda damlasını içmiştim. Buradan son çıkışınla yüreğim harabeye
dönerek senin özleminle zamanım hüzün tutuyordu. Sensizlikle sarsılarak ruhumun izine sokulan ismini hicran yutuyordu. Hüzün selleri anılara doğru sürüklüyordu…

Özkan KARACA