ey sevgili!…eğer gönlüme tesir eden bir nefeslik iç çekişim olsaydı
sararmış benzinde suzan olurdum…derbanda ve asumanda ay yüzün olsaydı
aşkın hevesinden gönlüme bıkkınlık gelmezdi…. öyle kuvvetli ki
arzularım şimdi isyana tevessül etmekte esaretinden…öyle özge canım belirdi
ki kemaleti öğreten oldum, dırahşan ve pesendide yüzünden…

ey sevgili!… önceleri senin elinden isyan ile şikayete giden ben
olurdum… masiva aşkına feryadım tamam olunca…sonraları bezm-i alem feryadıma… saçlarındaki hüznü sarmaşık kıldı… ve saçların dökülünce saçaklarından onu ilk gören bahtı kara ben oldum…işte bu yüzden!… tam bu yüzden!… ah ile zar oldum elinden… gönlüme firak ve bitab düşerken…

ey sevgili!… ne zaman döneceksin letafet dünyasına… aşık-ı şuride
suzan oldum… hayretlere gark oldum… can oldum… canan oldum… heyulasına
dahi gül-i baran oldum… belli bir vaktin kader dendiği iyiliğe vuslat
kalbim… özge canın gülistanında mahzun…aşkına nalan olunca büyülü gözlerin
sığınağım oldu…

ey sevgili!…ender güzelliklerde seyr-ü sefaya dalan aşkın harp meydanındayım şimdi… yeter ki bir huzmecik asalet ver asilliğinden… o zaman razıyım gamınla cehalete kayıt düşülmeye… sözlerden düşmüşken murada…erdim de derviş oldum… kemaleti öğreten olunca, anladım ki erimişim çağ yangınında…

ey sevgili!… önceleri gönlümde nezaketle derlenmiş arzular vardı
çiçek çiçek… ol sebepten serkeş ve sergerdan gezindim kelebek kelebek…
divane! ah çeken aşıkların dilinden güler yüzümle geldim sana…yine de meyl
etmedin bana… vel hasılı ol sebepten hem vallahi hem billahi gördüm
dırahşan-ı dideni… üzüntüden en acılı arabesk duygulara büründüm… lakin
cümbüş ederken barlarda gördüm seni…

ey sevgili!… özge canımdan bezdirirken beni… ve benden cümbüş ederken
sefası…kaldı yalnızlığımda ağıtın, baştan sona cefası…ilk ve son nefes
kadar aralarda… sen ve ben olan aşkın narı… emrine amade dert ile
efganı… suzidil, suzinak geldi geçti aşktan… hem neyden… hem rebabtan …

ey sevgili! aşkına dideban olup geçtim yeni yeni engellerden… yalnızlığı kaç dersten çıkardığımı bulmalıydın sen…ve bir…ve iki… ve üç… ve dört
üftadem… bütün basamakların rakamlarında buldum seni…kaybeder miyim
desem kayda değer miyim… geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanın
aralığından…şubatından…martından…nisanından kalan ince bir sızı gibiyim…

Mehmet KELEBEK