Elinize hangi gazeteyi alırsanız alın , haftalık derginin ilan sayfalarını karıştırsanız karıştırın, küçük küçük kareler , sıra sıra sütunlar arasında , şöyle ilanlar görürsünüz; ”Nüfüs cüzdanımı kaybettim , evlenme cüzdanımı, ehliyetimi , ssk kartımı ……. vs. ”Hafıza_i beşer , nisyan ile malul” olduğuna göre, kişinin bazı eşyalarını kaybetmesinin yadırganacak bir tarafı yoktur .. Ammmaaaa….. Kaybolan kimlik hangi kimliktir .? Benliğin özeti olan kimlik ise kaybolan; kişilik, duygu, sevgi. İnsanlık ve ruh da elden gitmş demektir . Ruhsuz millet olur mu ki , genç olsun ? Olnaz elbette.. İşte o zamn bir arayıştır başlar gençte… Aradığını bulamazsa, bulmasına yardım edilmezse de genç bunalıma girer … Toplumu da peşinden sürükleyerek hem de …

Geçtiğimiz günlerde bir gazete sayfasında şöyle bir haber ilşti gözüme : Prof .dr. Atalay Yörükoğlu , bir açıklama yaparken , ”Ben kimim amacım nedir ? ” sorusua cevap bulamayan gençlerin KİMLİK BUNALIMI’na girdiklerini açıklıyordu. Bu sorulara cevap veremeyen gencin kendini boşlukta hissederek, hippi, hatta heavy metalci ya da terörist olabilceğini de ekliyordu görüşlerine … Kaybolan her eşya için verilecek bir ilan , kayıp eşyanın bulunmasına elbette yardımcı olur. Ama insan KİMLİĞİ, hele hele toplumun dinamizmi olan gencin kimliği, kişiliği öyle ilanla bulunur şey değil … Önce o gence gerekli kimliğin ne olduğu üzerinde anlaşabilmek gerek …Öyle ya , insan neyini kaybettiğini bilmeden nasıl arayabilir ki? Ya kaybeden de kendisi değilse… Babası , dedesi , amcası , dayısı, teyzesi kaybetmişse o gencin kimliğini … Çıkabilir mi bu işin işinden kolayca ? Sanmam …. Gencin kimliğini kaybedenler pek sanmıyorum ya biraz da utançlarından, ortaya çıkıp mertçe ”evladım sana faydası olur, ilerlersin diye senin kimliğini biz sakladık .Yırtık, yaktık kaybettik. Senin eline geçmemesi için herşeyi yaptık . Şimdi de pişmanız . Olan oldu bir kere diyebilirler mi ki ? Neredeeee . Bu bile büyük bir kar olurdu … Bunalan , sıkılan , sıkışınca çareyi intiharda ,inkarda hatta ve hatta din değişmelerde bulur hala getirilen gençliğin temel meselesi; en azından iki kuşak geriye bakıp kendi kimliğimin kaynağına ulaşmadır .Ögreneceği kimliğin esaslarını, kendi kişiliğine bir gömlek gibi ,derisine yapıştırırcasına giymek zorundadır.Genç işte o zaman görecektir ki, ne bunalan kalmış , ne de manevi sıkıntı… İnsan kendini bulur da sıkılır mı ? Birkaç soru sorarak bitirmek isterim satırlarımı …. Bu aziz toplum ve onun gençliğini , kimliğini kayıp mı etti , yoksa çaldır dı mı ? Bu necip milleti temsil edenler , bir lokmalık menfaat için , bir kazan yemeği dökmek gibi öz kimliğimizi başkalarının ellerine teslim mi ettiler ? ”Size yepyeni bir kimlik gerek ki bize yetişeseniz .” diyenler, sözlerini dinleyenleri kandırıp da , bir nesli ve gençliğini , yeni bir kimlik peşinde kendi kimliğinden soyup , ondan sonra çırılçıplak orta yerde mi bıraktılar ? Çırılçıplak kalınca korumasız olduğumuzdan , yazın sıcaktan kavrulup kışın da soğuktan donar mı olduk ? Sığınacağı limanın , bir saçak altının bile adresini bulabilmekten yoksun olan bu KİMLİKSİZ GENÇ kavrulmasın ya da donmasın ne yapsın ? Bu acının ve utancın hayattaki sorumlulukları acaba bu sorulara cevap verebilirler mi ?

Düşünceyüreği