Yılkının yelelerine tutunmuş hırçın biraz da hoyrat bir kızın bana yaptıklarına bak… bak hele malayı eline almış bir de duvar örmekte… dört nala giden bir atın dizginleri elinde köyün kolhozlarından bakına dursun… ben enkazında ölmelerdeyim şimdi… kara kuru kızım simsiyah şaçlarından yüzünü görmek ne mümkün… ne mümkün deşirikliliğine dil uzatmak… ondan daha iyi olmada iddaalarda olmak… sen küçük kızım, içimde yıllardır aradığım yıldızım, cansuyum… melekem…

Sırma saçlarından hayata tutunduğum gözlerinden döktüğün boncuk boncuk yaşlarında boğulduğum… o yılkının yelelerinden yaptığın urganla mı boğacaksın beni… ki ben zaten sensizlikte bir ölüydüm… ölüler nasıl yaşarmış… hele beni bir mona – rozadan sorsana…

Beni lebolya çiçeklerinden sor… bir bataklığı nasıl kuruttuğumuzu söylesinler… kolay mı bataklıktan son anda kurtulup da o bataklığı sonradan kurutmak… yedi tepeli şehrin yollarına düşme vakti geldiği an beni üftade yollarında keşfet… ne anlayan olsun beni senden gayri ne resmeden… ezgilerimde suzidil mi suzinak mı dersin… hepsi birden gözlerimde yaş olmada…

Neye muhtacım bilmiyorum senden gayri… ama biliyorum ki bir ağaçsam ve bir dalım var ise o da oğlum Ali Buğra… ve bu ağaçda köklerim sana ulaşırken bana yaşama şansı ver… sen kara kuru kızımsın… sen hırçın biraz da bıçkın… sen anam… sen bacım… sen sevdalımsın… bana anlatılmaz bir mıknatıssın… bu noktadan öteye ne diyebilirim ki sana…

Her şeyin son noktasını koyduğum dediğim anda nerden çıktın ki karşıma düşlerin yılkısındaki prenses… prensesler kara olmaz diye bir şey mi var ki benim kara kuru kızım… ne büyük bir ispatın içinde beni tezlerinle çürüttün… hani nerde o görünen yüzün… nerde acıların… hem vallahi ben görmeden sevmeyi becerebildim… sahi o meleke yüzün nerede… nerede olursa kiminle olursa olsun ruhumun ikizi!… daima ruhun benimle…

Bir gün olur ki seni yazarsam bana yüzünü gösterir misin üftadem… bir gün olur ki yedi tepeli şehre sadece ve sadece senin için hicrete kalkarsam yanımda olur musun… bana ne demez bedenim, ruhunda bulur tüm güzelliğini… bu güzellikte resmeder bütün çiçeklerin renklerini ve bütün iklimlerin nefesini… bana sen lazımsın ne diyeyim ötesi yalan… bana sen lazımsın bak Rüveyda yüreğimin hırçın kızı… bana sen lazımsın gönüllerin hırsızı… bana sen lazımsın sen!!!!!!!… seeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeennnnnnnnnnnnnn!……. aaaaaaaaahhhh Melekem!

Mehmet Kelebek