Seni seviyorum selam ile adn kadını!…

Özel olmak… son olmak ilk ve tek olana…aşık olmak yaşanacaklara… zamana aldırmadan müjdeye hazır bir bebek beklentisinde o bebeğe korunak olmak ne güzel… güzel olmak güzelden öte güzele de… herkese gönderilmiş özel bir yazıda sıradan olunmuş muamelesinde görülmek ne acı ki ne acı… bütün erkek olan varlıklardan öte… dişilerden bile… kalbin en özel yanından birine koymak… ne cömert bir duygu ki ne duygu!…

Zerda kalbe dost olan birine “dostumun düşmanı dostumdur diyemem” diyecek kadar özel olmak… ama bütün şehirlerden öte kuzeye ve batıya bakıp onun müjdeli haberiyle heyecan içinde ağlamak… ne hoş ki ne hoş!…

Bir işarettir yakın aşkın en büyülü resmine… haber bekleyen dualarda insanlığın dilekleriyle de… kendilerini ne kadar beklentilerde bulunduklarını bilmek ya da bilmemek… o kendini kötü düşlere vurmuş… o kendine ne zor dostlar edinmiş… ne zor ki ne zor!…

Sil beni sil aşkında var olmayacaksam adn kadını!… lakin aşkımdır benim o kutsalın korunağı… bunu asla bilemeyecek olanlar ince telli asil duygularda boğulmayacaklar… benimle yollara vurulup da aşk ile arınmayacaklar… her faninin dileğidir derim bu aşka ben… ne aşk ki ne aşk!…

Ne zor gelir gecenin bir vaktinde herkesle paylaşılmış bir yazının dizeleri… biliyordum aşk vardı ve ötesi yalandı… rabbim bile masivayı aşk üzre yaratmışken nasıl kayıtsız kalabilirsin demek zor gelmez miydi ki insana… inanmak ve iman etmek aşk iledir… zorunluluk değildir insanı bağlayan… aşk ve ötesidir ezelden bizleri ebede alan… sen yüreklerde çıtkırdımken sevdan mıdır ki herkeslerle paylaşılan mesajlarla yollanmak… söyle ey adn kadını söyle bana… eğer öyleyse ki öyle aşikardan yana değilim… gizem üftadem gizem diyenim… git artık!… git alınyazım kadar uzağa git adn kadını… bu gidiş ki ne gidişdir… ne gidiş!…

Beni yaralayan gözyaşında kalmak yeter bana… hani en özge canımda dünyalarımdın… gönül dostumdun hani… sunu bil ki herkesle paylaşılmış bir değer ve herkesle paylaşılacak kadar bir yorumum artık sana… sen ki seçilmiş yolculuğumun eşi ve en yakini seçilmişimdin… nasıl böyle gaflet ve delalete düşersin nasıl… bu gaflet ki ne delalet… ne delalet!…

Sen ki zerda kalbine… o iyi biri de diyebilecek kadar duygusal biri de diyebilirsin benden ötürü… ki ben beni ve menkibemi bilecek kadar ötelerde biriyim şimdi… rabbimin bana emanetini beklerim… ister uzak ol bana… ister yakın… yakın olmadığın ve inanmadığın sürece bana… adn’da zamanı seyrederken… “bana da bu aşk evvelden yakındı” demekle yetinmekten başka bir söz dökülmeyecektir belki dilinden… firdevs yolculuğuna inananlardan olmak senin için çok istek midir ki gönül dostum… ve hala bu gönüle bir dost olmak sana nasipse rabbimden dileğim ol artık o zaman… o dostluk ki ne gönül dostluğudur… ne de ötesi…

Genel olma… lakin özge canda olunca adn’a değil firdevs’e talip olduğunu bileceğim… görüyorum seni… ki sen de benim gibi adn’da durmaktasın hala… seyrin ne güzel oradan… ey sevgili elindeki şarapla ben burada iyiyim dersen… bir şey diyemem artık kal orda… içinde firdevs yolculuğuna uhdeyle bakan biri olarak zor gelmeyecekse sana… kal o zaman orada… ne zor bir uhde ki… ne zor uhde!…

Firdevs yolcusu olmak ne güzel… ya sen adn kadını!… ya sen!… meryem ki! o kutsal kadın , benim için bu menkibede adn’da durağım olmadı ki sen olasın diyesim gelir… eğer kutsal emanete korunak olmada eş olacaksan bileceğim ki benimle birlikte firdevs’e talipsin… şimdi ilk ve son soru?… az kaldı… zaman daraldı… benimle misin firdevs yollarında yoksa adn’da kalarak rahat mısın?… rabbimin nur ve gülüne yakın olmak dileğiyle tez elden bir salık ver bana!…o müjdeli salık ki ne güzel salık… ne güzel salık!…

Seni seviyorum…selam ile adn kadını!…

Mehmet Kelebek