Aşk giderken,
parmak ucunda yürür.
Ayak bileklerine usulca dokunan
satenin sesiyle gider.

Ey aşk,
omzundan tutup
çevirsem yüzünü,
avcuma alsam ellerini,
gözlerime sığdırsam yüreğimi…
Terk eder mi adımların
bu terk edişi?
Sen
Tenime küsmüş bir güneş,
kasıp kavuran bir esmerlik,
gözlerime yağmurlar hediye eden bir gökyüzü
ve sen
vakur bir İstanbul manzarası…

Aşk,
gideceksen,
hepsini sil!

Çünkü ben,

perişan yalnızlığımın
sana meyletmiş bir mahkumuyum.