aşk

MÜJGAN
.
Serin bir sonbahar gecesi
beyoğlunda
Tenha bir meyhanenin eski bir masasında
İki büklüm olmuşuz içmekten
Saki koşturuyor meyleri, mezeleri
Ordan bir İstanbul şarkısı çalıyor
Eşlik ediyoruz beraber
Bağıra çağıra söylüyoruz gülüyoruz, kahkaha atıyoruz, meşke dalıyoruz
.
Ne seni bekleyen oluyor evinde nede beni
Desemde ,,,,
Abin çoktan çıkmıştır yine seni aramaya
Müjgan müjgannnnn diye bağırıp çağırıyordur yollarda
Annem zaten sildi beni bu aşk yüzünden
Oğlum nerdesin, anne müjganın yanındayım
Oğlum sana en sevdiğin yemekleri hazırladım hadi gel,
Anne sağ ol ben müjgan ile yedim
Oğlum neyin var, anne ben divaneyim
Ahhhhh, ahhhh
Tabi kadıncağızda küstü bana
O benim derdimde, bense müjganımın
.
Abisi aksi ,ağır abinin teki idi
Müjgan pencereye çıkma
Müjgan rakımı getir
Müjgan kırarım kız bacaklarını
Kırık bir kalp ile yaşıyordu gençliğini,
Canım benim
.
Birgün çıkıp geldi
Benim küçük virane dükkana
Gözleri kan çanağı, yüzünde mor çizgiler
Müjgan bana bakıp susuyordu
Müjgan sustu, sustu, sustu
Boğazındaki düğüm çözülünce
Biz ne zaman mutlu olacağız
Ne zaman yuva kuracağız dedi
Paramız olunca dedim
Bak hergün üç kuruş geçiyor elime
Bir kuruşu annemle bana ,iki kuruşunu bize ayırıyorum müjganım dedim
Müjgan yine sustu
Gizlemeye çalışsada nazlı nazlı akıyordu damlalar gözlerinden
İçime bir ok saplandı sanki ,şuramdan girdi
Delip geçti gögsümü
Hiçbir şey diyemedim
Üç beş adım attı,sonra tekrar döndü baktı, gözlerinden yaşlar boşaldı
Sanki bir melek gibi uçup gitti
Gözbebeklerimde kaldı resmi
.
Mahalle çalkalanıyordu bir kaç saat sonra
Kalabalığa koştum ne var ne oldu sordum
Herkes sanki sana, bana, bize acıyordu
Kimse ses etmiyordu konuşamıyordu
Küçük bir çocuktan başka
.
Görenler anlatmış
Gözlerinde yaşlarla önce gülümsemiş
Sonra uçmuş kanadı kırık bir güvercin gibi boğazın sularına
Hiç çırpınmadan gömülüp gitmiş
Yüzü güneşe bakarak
.
O minik yüreği dayanamadı o büyük o kocaman acılara
Söyle müjgan ,,,,söyle
Ben nasıl dayanırım
İçimde bıraktığın bu ağır, bu acı mirasla