SiirHayat.com
Hz Hud (A.S.) Ad kavmi ve irem şehri (azap) Kıssası (Nesir yazısı)
Nuh tufanından sonra insanlar çoğaldılar
Dünya önceki halini aldı
Yeryüzünün çeşitli yerlerine dağıldı kabileler
Gittikleri yerlere
Yeni binalar
Yeni bağ ve bahçeler kurdular
Ad isimli bir kabilede
Yemen’in güneyine yerleşti
Etrafı güzel, toprağı bereketli bir vadi, suları bol, yağışı bol bir yöre idi
Ad kavmi çalıştı, çabaladı
Etrafı yemyeşil bir hale getirdiler
Sanki yeryüzünün en güzel kentiydi
Binalar büyük sütunlar halinde yükselmişti
Son derece güzel evler, muhteşem villalar yükselmişti bu şehirde
Ad kavmi bu güzel şehre irem adını verdi
Bu irem şehrinde yaşayan insanlar
Uzun boylu, güçlü, kuvvetli kimselerdi
Büyük surlar, sağlam kaleler yaptılar,
Silah ve cephane yapmak için atölye kurdular
Güç ve kuvvet onları gururlandırıyordu
Bu insanları kibir almış yürümüştü
Zenginlik de başlarını döndürmüştü
Diğer insanları küçük görüyorlardı
Memleketlerinin kenarından geçenleri istemiyorlardı
Yanlış işaret koyup insanları şaşırtıyorlar
Sonra yollarını şaşıranlara, kahkahayla gülüyorlardı
Hatta onları dövüp, eziyet ediyorlardı
Bu insanlara eziyet etmekten, zevk alıyorlardı
Akla gelmedik haksızlık ve vahşilik yapıyorlardı
Bu Ad kavmi kimseye, acımıyordu
Hatta Ad kavmi
Taşları, kayaları yontup put yapıyorlardı
Bu putlara tapınıp, Allah’a inanmıyorlar isyan ediyorlardı
Nuh kavminin bu yüzden yok olduğunu da düşünmüyorlardı
Allahü Teala bunun üzerine
Hud (A.S.) peygamber olarak yolladı bu insanlara
Hz. Hud (A.S.) ad kavmine
Allah’ın emirlerini bildiriyor
Putlara tapmayın Allah’a inanın
Kibiri bırakın, kötülüklerden vazgeçin
Ey milletim ben sizin peygamberinizim diyordu
Ve başlıyordu sözüne Allah’ın peygamberi
Allah inanan kullarına cennetini vadediyor diyordu
Ad kavmi Hz Hud (A.S.) kızıyorlardı
Bizi bu yüzden mi topladın başına diyorlardı
Biz babalarımızın taptığı putlardan vazgeçmeyiz diyorlardı
Hz Hud(A.S.) günlerce Allah’ın emirlerini anlattı bu kavime
Allah’ı inkar edenlerden olmayın
Putlara tapmayın Allah’ın azabı gelir size dedi
Bizim şehrimiz büyük kalelerle dolu
Bereketli bir şehir hiç bir şey olmaz
Biz kuvvetli bir milletiz dediler
Kibirlendiler, gururlandılar
Hz. Hud (A.S.) yapmayın ad kavmi dedi
Hz. Hud (A.S.) dinlemediler
Hz. Hud (A.S.) Allah’a dua etti
Yarabbi ad kavmine azabını gönder dedi
Ağladı Allah Hz. Hud (A.S.) duasını kabul etti
Ad kavminin kurduğu irem şehrinde kuraklık oldu
Günlerce yağmur yağmadı
Ekinler kurudu,evcil hayvanlar öldü
Kuyudaki tüm sular kurudu
İrem de yaşayan Ad kavmi şaşırmıştı
Sadece içme suları vardı
Kuruyan ekinlere, bağ ve bahçelerine ümitsizce bakıyorlardı
Hz. Hud (A.S.) son kez uyarıyordu
Allah’a inanın, ona ibadet edin diyordu
Onlar inanmayız diyorlardı
Yine putlara tapıyorlardı
Bu kavim iyice azmıştı Hz. Hud (A.S.) yanlarından kovuyorlardı
Allah Ad kavmine ve irem şehrine azabını göndermek istedi
Bir gün gökte siyah bir bulut belirdi
Ad kavmi kendilerine gelen bu buluta sevindiler
Sevinç içinde ayağa fırladılar
Yağmur bulutu geldi dediler
Putlara taptık, duamız kabul oldu dediler
İrem halkı çılgınca seviniyordu bu buluta
Birden görülmemiş rüzgar ortalığı kavuruyordu
Bütün ağaçları kökünden söküyor,bütün surlar, sütunlar devriliyordu
Bu rüzgar insanları da mahvediyordu
İrem şehrinde taş üstünde taş kalmamıştı
Ad kavmi ve irem şehri yok olmuştu
Bu korkunç fırtına
7 gece, sekiz gündüz sürdü
İnsan ve hayvanların hepsi ölmüştü
Sağ kalan bir Allah’ın peygamber’i Hz. Hud (A.S.) vardı
Allaha inanmayan bir kavim tarih olmuştu
Kuran-ı Kerim de kıssa yerini bulmuştu
İnanmayan bu kavim döndü içi boş hurma kütüğüne
İnanmadı Allah’ın Hz. Hud (A.S.) peygamber’ine
Serdar bu kısayı yazdı size
İnanmayanlar sizde okuyun gelin dize
İslam en büyük bir din
İçinde kalmasın kin
(Dilek.Aksoy.com sitesinde yer alıyor.
BİZE DOĞRUYU ÖĞRETEN
BİZE İNSANLIĞI ÖĞRETEN
BİZE DÜRÜSTLÜĞÜ ÖĞRETEN
ALLAH RESULÜ YA MUHAMMED (S.A.V.)
İNSANLARA KURAN-I KERİMİ ÖĞRETEN
İNSANLARA HAKKI DİNİ ÖĞRETEN
İNSANLARA SEVGİYİ ÖĞRETEN
ALLAH RESULÜ YA MUHAMMSD (S.A.V.)
Hz. Musa (A.S.) (İlahi levhalar) Kıssası (Nesir yazısı)
Yeryüzünde iyilik bilmeyen bir millet vardır.
Kuran-ı Kerimde İsmi zikredilen bu millet yahudilerdir.
Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) gayretiyle
Yahudileri firavunun korkuç işkence ve zulmünden kurtarmıştı
Yahudiler oniki kabile halinde sina çölüne doğru ilerlediler
Mukaddes tur dağı civarında konakladılar
Susuz, otsuz, ağaçsız bu çölde
Allah israiloğullarına türlü nimetler ihsan etti
Nerden geldiklerini bilmedikleri
Kudret helvaları, bıldırcın etleri buluyorlardı
Sonra Hz. Musa (A.S.) asa ile bir kayaya vurdu
Oradan oniki pınar fışkırmıştı
İsrailoğulları rahat, huzur içinde yaşıyorlardı
Bir gün Allah Hz. Musa (A.S.) emretti
Yanına ilahi levhaları alarak tur dağına çıkmasını emretti
Allah Hz. Musa (A.S.) şöyle buyurdu
Dağa yanlız çıkacak kırkgün kalacaktı
Ayrıca bu levhaların üzerine
İsrailoğulları için gerekli olan emir ve yasaklar nakşedilecekti
Hz. Musa (A.S.) milletinden kırk gün ayrı kalacaktı
Yolculuk için gerekli hazırlıklarını tamamladı Hz. Musa (A.S.)
Sonra kardeşi Hz. Harun (A.S.) şu öğütleri verdi Hz. Musa (A.S.)
Ben dönünceye kadar milletime sahip çık
Doğru yolu bırakıp, sapıtıp azmasınlar dedi ve yola çıktı Hz. Musa (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) ilahi levhalarla tur dağına çıktı
Orada sesini duyduğu Allahü Tealayı görmek istedi
Yüce Allaha yalvardı
Yarabbi bana kendini göster dedi Hz. Musa (A.S.)
Cenab-ı hak cevap verdi
Ya Musa sen beni göremezsin dedi
Buna takatin yetmez
Üstünde bulunduğun dağa bir bak dedi
Allahü Teala dağa tecelli edeceğim, nasıl paramparça olacak dedi
Hz. Musa (A.S.) dağa baktı
Ansızın taşlar, topraklar müthiş bir sarsıntıyla dağılıp paramparça oldular
Hz. Musa (A.S.) dehşet içinde haykırarak yere düştü
Gördüğü manzara karşısında dayanamamış bayılmıştı Hz. Musa (A.S.)
Uzun süre öyle kaldı
Sonra yeniden duydu Allahın sözünü
Kalktı ayağa yanında getirdiği levhalar yazılmış yanıbaşında duruyordu
Bu ilahi levhalarda Yüce Rabbimizin emir ve öğütleri vardı
İsrailoğullarının nasıl namaz kılacakları
Birbirlerine nasıl davranacakları
Hastalarını nasıl tedavi edecekleri
Nasıl savaşacakları
Ayrıca bilmeleri gereken bütün bilgiler bildiriliyordu bu ilahi levhalarda
Hz. Musa (A.S.) ilahi levhaları yanına alarak tur dağından indi
Ve kavminin yanına gelince şaşırdı kaldı
İsrailoğulları yüce Allahı bırakmış altın bir buzağıya tapıyorlardı
İsrailoğullarının altın bir buzağıya tapmaları Hz. Musa (A.S.) çılgına çevirdi
Kardeşi Hz. Harun (A.S.) yakasına yapıştı
Sonra Hz. Harun (A.S.) sakalından tutarak
Ya Harun neler görüyorum
Milletimizi bu buzağıya tapmalarını niye men etmedin
Hz. Harun (A.S.) ağlayarak başladı anlatmaya
Ya Musa (A.S.) sevgili kardeşim dinle dedi Hz. Harun (A.S.)
Ben bu buzağıya tapmayın deseydim
Bir kısmı bana inancak
Bir kısmı inkar edecekti beni
O zaman iki ayrı grup olacaktı
Bu iki grup birbirini boğazlayacaktı
Döndüğünde milleti böyle görünce
Daha çok kızarsın diye korktum dedi Hz. Harun (A.S.)
Ya Harun bu buzağıyı nerden getirdiler dedi Hz. Musa (A.S.)
Samiri adında bir adam var onun marifeti dedi Hz. Harun (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) samiriyi yanına çağırdı
Sordu ya samiri bu buzağıyı nasıl yaptın
Samiri sırıtarak cevap verdi
Halkta çok sayıda altın vardı
Onları topladım ve erittim, buzağı şekli verdim
Sonra bir gün cebrail (A.S.) insan suretinde geziyor gördüm
Koşup onun yürüdüğü topraktan bir avuç aldım
Yaptığım altın buzağının üzerine o toprağı serptim
Bunun üzerine altın buzağı canlı gibi böğürmeye başladı
Halk bunu duyunca haşa Allahımız budur diye tapınmaya başladı
Ya samiriAllah san şiddetle azap edecektir
Senin yüzünden bu insanlar korkunç bir günaha düştü dedi Hz. Musa
Hz. Musa kavmini başına topladı
İlahi levhada yazılı olanları kavmine okudu
Allahın emirlerini gereğince
Onların işlerini düzenlemeye koyuldu
Daha sonra oradan kalkıp filistine doğru yola çıktılar
Hz. Musa (A.S.) kavmine savaşmayı öğretmek için bölüklere ayırdı
Filistinliler puta tapan isyankar bir kavimdi
Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) ve kavmine filistinlilerle savaşmasını emretti
Bu düşüncesini israiloğullarına bildirince şaşırıp bağırdılar
Ne demek istiyorsun ya Hz. Musa (A.S.) dediler
Bizi mükemmel olan mısırdan çıkardın, çöllere düşürdün
Şimdi filistinlilerle savaşmamızı istiyorsun
Hayır filistinlilerle savaşmayı kabul etmiyoruz dedi israiloğulları
Bu konuşma devam ederken
Yüce Allah gazaba gelmişti
Ansızın bir dev kaya yerden kopup havaya yükseldi
Nankör yahudilerin başları üzerine gelip durdu
İsrailoğulları dehşetle irkildiler, bağırdılar
O kaya düşecek olsa, hepsi yok olacaktı
Ya Hz. Musa (A.S.) diye yalvardılar bizi kurtar dediler
Rabbine dua et Hz. Musa (A.S.)
Söz veriyoruz filistinlilerle savaşacağız dediler İsrailoğulları
Bundan sonra emrinden ayrılmayacağız diye söz verdiler Hz. Musa (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) dua etti o büyük kaya başları üzerinde durdu, düşmedi
İsrailoğulları tehlike geçince sözlerinden geri döndüler
Filistinlilerle savaşmayacağız dediler
Birkaç gün sonra içlerinden biri ölü olarak bulundu
Hz. Musa (A.S.) ulu peygamber sordu kavmine
Bu adamı kim öldürdü ortaya çıksın dedi
Fakat hiç kimse yeniden kıpırdamadı
İsrailoğulları biliyorlardı ki
Allahın emri ğereği adamı suçsuz yere öldüren, idam edilecekti
İslama göre göze, göz çıkarılacak ve diş kırmaya ise diş kırılacaktı
Hz. Musa (A.S.) Allaha yalvardı
Yarabbi kimse suçu üzerine almıyor
Katilin kim olduğunu bildir bana dedi
Cenab-ı Hak şöyle vahyetti Hz. Musa (A.S.)
Bir sığır kesip, derisiyle ölüye vurun dedi Allhaü Teala
O zaman o ceset kendisini kimin öldürdüğünü size söyleyecek dedi
Hz. Musa (A.S.) durumu kavmine iletince
İşi zora koşmaya başladılar
Ya Musa o sığır nasıl bir sığırmış Allah onu bize bildirsin dediler
Allahın emrini iletti Hz. Musa (A.S.)
Bu sığır ne çok yaşlı, ne de pek körpe değil
İkisi ortası bir sığırmış ve rengi sarı renkteymiş dedi
İsrailoğulları Ya Musa bütün inekler birbirine benzer dediler
Nihayet Hz. Musa (A.S.) ve kavmi bu buldular sonunda
Hz. Musa (A.S.) o ineği kesip, derisini öldürülen insanın cesedine vurunca
Ölü dirilip kendisini kimin öldürdüğünü açıkca bildirdi
Bunun üzerine Hz. Musa (A.S.) katili yakaladı
Ve katili islama göre idam ettirdi.
Aradan epeyce zaman geçti
Yahudiler lüzumsuz yere sızlanıyorlardı
Mısırda geldik rahatımız kaçtı
Çöllerde aç, susuz kaldık diyorlardı
Hz. Musa (A.S.) israiloğullarının bu sözleri üzerine şakınlıkla bakıyordu
Yeniden kavmini topladı başına Hz. Musa (A.S.)
Allah filistililerle savaşmamızı istiyor
Artık bu emre uyun diyordu İsrailoğullarına
Korkuyla titrediler bu emre razı olmadılar
Dediler filistinliler çok güçlü biz ölmek istemiyoruz dediler israiloğulları
Hz. Musa (A.S.) kavmini yeniden ikaz etti
Hz. Musa (A.S.) ey israiloğulları dedi Allahın nimetlerini hatırlayın
Oğullarınızı boğazlıyan, sizleri köle gibi çalıştıran
Firavunun şehrinden kurtuldunuz
Allah denizi yarıp size yol açtı
Sonra Allahı inkar edip buzağıya tapıyordunuz, Allah yine sizi affetti
Allah size bıldırcın eti ve kudret helvası ikramında bulundu
Bir kayadan su ihtiyacınız için oniki adet oluk, oluk pınarlar çıkardı
Çölün hararretinden korusun diye buluttan size şemsiyeler yaptı
Artık Allaha itaat edin
Korkmadan filistinlilerle savaşın dedi Hz. Musa (A.S.)
İsrailoğulları Hz. Musa (A.S.) bu ikazını dinlemedi
Hayır savaşmayacağız dediler
Hz. Musa (A.S.) kederleniyor gözlerinden yaşlar akıyordu
Artık kesinlikle anlamıştı Hz. Musa (A.S.)
İsrailoğulları kadir, kıymet bilmez zalim bir topluluktur
Hz. Musa (A.S.) diz çöküp Allaha yalvardı
Yarabbi kardeşim Hz. Harun (A.S.) başkasına söz geçiremiyorum
Artık bizimle bu yoldan çıkmış milletimin arasını ayır
Duamı kabul et Yarabbi dedi Hz. Musa (A.S.)
Allah buyurdu o topraklar kırk yıl haram kılındı onlara
Çöllerde binbir kahır içinde yaşayacaklar
Allah sen o asi millet için üzülme dedi Hz. Musa (A.S.)
Hz. Musa (A.S.) ve Hz. Harun (A.S.) oradan ayrıldılar
Sonra şiddetlibir rüzgar esmeye başladı
Çölün kumunu, toprağını birbirine karıştırdı, müthiş bir rüzgardı bu
İsrailoğullarının barındıkları çadırlar uçuyor, uzakalra savruluyordu
Şimşekler çakmaya, yıldırımlar düşmeye
Korkunç bir yağmur, yağmaya başladı
Sonra ortalık zifiri karanlığa büründü
Göz gözü görmüyordu
Nankör israiloğulları panik içinde sağa, sola koşuyorlardı
Ayrıca bağırıp, çağırıyorlardı
Bu afetler günlerce devam etti
Yahudiler çil yavrusu gibi dağıldılar çöle
Yüce Allahın verdiği nimetlere nankörlük eden bu millete
Hak ettiği cezayı vermişti, hepsi öldüler
İsrailoğulları Allahın azabını buldu
İmansız kavime bu son oldu